| |
MUHABBET
Saygıdeğer Dostlar,
Cümlenizi muhabbetle selamlarım. Siz canların affına
sığınarak sizlere muhabbet hakkında biraz açıklama yapacağım.
Dostlar, muhabbet sevgidir, aşktır, hünerdir. Muhabbet
olgunluk nişanıdır, velilerin, ariflerin, insani kamillerin
işidir. Muhabbet cevherdir, hikmet pazarıdır, er meydanıdır,
Hak nazarıdır, kudret kelamıdır. Muhabbet, sevenin sevdiğini
ululaması onu anlatması, ona layık olma gayretidir.
Muhabbet meclisinde söz, hem örs hem de çekiç olur.
Söz olgunlaştırır insanı. Muhabbet, rahmetin, cemalin
sevgi yeridir. Usul ve erkan'in gösterisidir, muhabbet.
Muhabbet, al-ver meclisidir, aklın ve gönlün dolu dizgin
koştuğu, uçtuğu yerdir, dalgıcın ummandan aldığı incidir,
hamların piştiği yerdir.
Görülüyor ki, iyilikler, güzellikler ve doğrular defînesidir
muhabbet. Konu edilen muhabbet arif ve kamil insanların
meclisidir. Arif olan bilir, kimin ne sattığını ve ne
aradığını. Arifin sohbeti, bahçe gibidir. Orda sebze
de olur meyve da. Herbirinin isteklisi farklıdır.
Bir sofradır ki, muhabbet meclisi, hem sağ olan yer,
hem hasta oİan; hem alim alır, hem kamil, hem zengini
bağlar hem de fakiri. Muhabbet baldır, konan uçmaz.
Muhabbet, dost ile olur, güzel gören dinleyen, inleyen,
gülen, alan, verenle olur. Sözün gücünü, dilin inceliğini,
zenginliğini, manaları, kaçamak noktaları bilenle olur
muhabbet.
Gördüğünü örten, görmediğini demeyen ile olur muhabbet.
Yıkan, yakan değil, yapan onaran, gösteren, öğreten
ve bilenle olur muhabbet.
"İlim imansız, iman bilimsiz olmaz,, diyenle olur
sohbet. Uyurken uyandıran, çiğ iken pişirenle olur sohbet.
Arif kişi, kamil kişinin sım-hikmeti bilinmez, ne desen
az olur. Tarifinin üstünde durur. Ama alîm kişi farklıdır.
İlmin haddi ve hududu bilinmez,
ne kadar çok bilir desen de bilmedikleri olacak. Yani
methinin altında kalacak. İşte alim ile arifin farkı
burda yatar. Arif ile sohbet, lal ü mercan incidir.
Cahil ile ülfet etmek, akıbet can incitir.
Söz sıra ile. O iki sözdür, güzeldir. Yanlış ise, doğrusu
denmeli, öfkeyi, hiddeti, neylemeli. Ama doğru olanı
kabul zaten mecburi. Önemli olan doğruya varmak:
Her toplumun bir başı bulunduğu gibi muhabbetin de bir
yöneticisi olacak. Bu zat, sevecek, cesaret verecek,
hoş görecek, konuşanı, dinleyeni... herkesin hakkını
gözetecek, muhabbeti sürdürecek.
Kamil insanın muhabbeti ve şefkati muhamme-di olacak.
Sözü herkese diyecek, hatır İçin değil, Hak için söyleyecek.
Dinleyenden, sorandan, onaylayan ve kaçandan şikayetçi
olmayacak, söyledikleri, yaptıkları için bir ücret beklemeyecek.
Sözleri rahmet, hali örnek olacak. İşte bu muhabbet
deminde gün doğacak, Hak zuhur edecek, sözler derde
derman olacak.
Kamil insan elbette ki "türap,, olacak. Arifin
de cahilin de basmamasına tahammül edecek. Kâmil insanın
muhabbetinde sevgi kapısı, rıza kapısı, sabır kapısı,
sadakat kapısı ve ille de marifet kapısı açık olacak.
Böylece onun Önderliğinde halk menzile e-recek.
Sohbet konusu tekrara dönmeyecek. Kimi insanlar alıştıklarını
isterler. Biraz hoş görmeli. Ama mutlaka yeni ve başka
güzellere varmalı. Her çiçeğin rengi, kokusu, güzelliği
bir başkadır.
Arif kişi aslında hep aynı şeyi söyler. Hak söyler,
güzel söyler, doğru söyler. Ama mutlaka bir başka şekilde,
bir başka örnekte, bir başka donda söyler. Böylece her
zaman gerçeği söyler ve de güzel söyler.
Muhabbet meclisi, kapısız kilitsiz bir hana benzer.
Bir evin haremine benzer. Sır tutmak, gereğin-düşer.
Kibir cehalete düşer. Definenin kilidi ehlinde olmalı.
Sözü bilene demeli, hazineyi görene göstermeli. Söz
dokuz boğum, bilerek demeli.
Muhabbetin silahı, siperi gülü, incisi, definesi, sanatı
hikmeti sözdür. Muhabbet söz pazarıdır. Söz manasına,
merhemin kâr etmediği bilinmelidir. Söz maksada uygun
olmalı. Söz menzile ermeli.
Rabbilalemin sözde (muhabbette) saklıdır. Sözün gücü,
rahmeti, fazileti, hükmü... olur böylece. Yunus Emre
buyuruyor ki:
Söz ola kestire başı
Söz ola bitire savaşı
Söz ola getire ekmek ile aşı
İnsanı hem deli hem veli eder bir söz. "Enel Hak,,
der, Mansur'u dara çeker bir söz. Cismi gider ama, Mansur'un
ismini var eder bir söz. Konuşmacı, dürüst olacak. Bozguncuya
yer yoktur, zaten muhabbet meclisinde.
Diyor ki Hatayi:
Gevherin geçmeyen yerde,
Satma kardaş, kerem eyle Lâl taşını çay taşına
Katma kandaş, kerem eyle...
Muhabbet meclisi var meydanıdır, kâr meydanıdır, nar
ve dar meydanıdır. Mehabette nebilerin, resullerin,
makamları açılır, dile gelir, gönüle gelir. Evet muhabbettir,
insanı Muhammed'e vardıran, gönlü huzura, insanı kemale
erdiren.
Evet muhabbeti bilen gelsin, ummana dalsın, azmana uçan,
gönülde gözü açan gelsin. îkrar, iman bilen, "beli,,
diyen gelsin. Ele, dile, bele, eşe, işe sahip olan gelsin.
Pir elinden nasip alan, kev-serden içen gelsin. Hak'ın
rahmetine eren, özü sözü bilene veren gelsin. Hak için
diyen gelsin.
Hak Muhammed Ali yardımcınız olsun, (hepimizi muhabbet
ile pişirerek Mu-hammed'e eriştirmek nasip etsin)
|
|