|
İdamla Yargılanan Bir Alevi Dedesinin Savunması |
CEMAL ŞENER
Tarihimizde Osmanlı-Alevi ilişkilerine bakıldığında iki önemli kırılma görülmektedir. Bunlardan birincisi; Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail arasındaki 1516 yılında olan Çaldıran Savaşı ve hilafetin Osmanlı’ya gelmesi sırasındaki yaşanan toplumsal kırılmadır. İkincisi ise; 2. Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında kaldırılması ile Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’da bulunan yaklaşık 750 civarındaki Alevi-Bektaşi dergahının yerle bir edilmesi dedelerinin ve babalarının ya sürgün, ya hapis ya da darağaçlarını boylamalarıdır. Yeniçeri kışlalarının topa tutulması yaklaşık 20 bin kişinin katledilmesi olayıdır.
Hacıbektaş dergahı; Alevi-Bektaşi inanç dünyasının serçeşmesidir. En önemli, inanç merkezidir. Bu toplumsal fırtınadan diğer dergahlar gibi Hacıbektaş dergahıda nasibine düşeni fazlasıyla almıştır.
1826’da Hacıbektaş dergahında postnişin olarak yani dergahta dinsel önder olarak; efendi, dede olarak Hacıbektaş Veli soyunda olduğu kabul edilen Hamdullah Çelebi bulunmaktadır. Bu olayda Hamdullah Çelebi’de 8 arkadaşı ile birlikte tutuklanır, dergah kapatılır. Dergaha Nakşibendi dergahından şeyhler atanır. Hatta onların ibadetlerini yapmaları için diğer dergahlara olduğu gibi Hacıbektaş Dergahı avlusuna da hem de Cemevinin (Meydanevinin) karşısına minareli minberli bir Cami dikilir.
Olayın ardından Kırşehir’de padişah fermanı ile bir şeriat mahkemesi kurulur. Hacıbektaş postnişini ve 8 arkadaşı bu mahkemede idam ile yargılanmaya başlar. Günümüzden tam 183 yıl önce yapılan bu yargılama Alevi-Bektaşi tarihi açısından özel önemi sahip bir olaydır. Hacıbektaş postnişini, yani Alevilerin dinsel önderi Serçeşmenin dedesi idam ile yargılanır. Bu yargılma sırasında Hamdullah Efendi Aleviliğin İslam ile ilişkileri üstüne tarihi ve teolojik öneme sahip açıklamalar yapmıştır. Aleviliğin inanç tarihi açısından Hamdullah Çelebi’nin savunması önemli bir tarihsel belgedir.
Aleviliğin, Bektaşiliğin İslam’daki yerini İslam ile ilişkisini iki kesim tartışma konusu yapmıştır. Bunlardan birisi; kendilerini adeta İslam’ın temsilcisi, vekili gören günümüzdeki bazı Diyanet İşleri Başkanlığı görevlileri, İlahiyat Fakültelerindeki bazı görevliler ve bu zihniyete yakın bazı kimselerdir. Bunlar Aleviliği-Bektaşiliği İslam’dan sapmış İslam dışı bir akım olarak görmektedirler. Gerekçeleri ise; Alevilerin-Bektaşilerin İslamiyetle ilgili farklı yorumlarının olmasıdır. Örneğin; Beş vakit namaz konusunda, Ramazan orucu konusunda, Cami ve Cemevi konusunda v.s. farklı düşünmeleri ve inançlarını öyle ifade etmeleridir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Rıza Zelyut / Güneş Orta Çağ kafalı okumuşlarla aynı zihniyetteki bürokratlar el ele vermişler bu gün bile Alevi düşmanlığı yapıyorlar. Katlettikleri yaktıkları, sürdükleri yetmiyormuş gibi şimdi Alevilerle ilgilenenleri bile Ergenekoncu gösteren bir iftiracılık içine girdiler.
Önce bunların basındaki seslerine bir bakın: Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel 30 Aralık 2009'da şöyle yazıyordu: 'Asker ve yargı bürokrasisine mezhepçilik mikrobunun girdiği, kimi birimlerin sınav, atama, seçim, terfi, emeklilik kararlarında bu ölçünün hakim olmaya başladığı, gözle görülür, alçak sesle de olsa ifade edilir olmuştu.'
Bu adama göre asker ve yargı giren mikroplar Aleviler idi...
Sabah Gazetesi yazarlarından Emre Aköz 23 Temmuz 2009'daki yazısında yüksek yargının AKP Hükümeti ile aykırı düşmesini Alevilik faktörüne bağlıyordu. 'Aleviler nüfusun sadece yüzde 15'ini oluşturuyorken HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyelerinin yarısının Alevi olması doğru mudur?' diye yazıyordu.
Zaman Gazetesi Yazarı Mümtazer Türköne Alevilerin hep muhalefette kalmaları yüzünden darbeci eğilimlerini desteklediklerini ileri sürebiliyordu.
Darbe planı yaptığı iddia edilen eski Kuvvet Komutanı Çetin Doğan için tarikatçi kesimin kalemşorları 'Alevi paşa, cami bombalatacaktı!' diyorlardı. Ve Orgeneral Çetin Doğan eleştirilirken 'İslam düşmanı ordu içindeki Alevi yapılanmasının mihmandarı' diye eleştiriliyordu. Halbuki Çetin Doğan Alevi de değildi...
Bunlardan Avni Özgürel, Fethullahçı bir kanalda program yapıyor ve Atatürk düşmanlığı ile prim toplamaya çabalıyor. Mümtazer Türköne de Emre Aköz de, öbür Alevi düşmanları da Fethullahçı basından besleniyorlar. Yani basındaki Alevi düşmanlığının arkasında Fethullahçı örgüt bulunuyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Alevi-Bektaşilerin Hacı Bektaş'tan Günümüze Örgütlenme Çabaları |
14 Kasım 2009 Tarihli Hacıbektaş Söyleşisi Sunumu
“Konu: Alevi-Bektaşilerin Hacı Bektaş’tan Günümüze Örgütlenme Çabaları; Alevi Açılımı Sürecinde Gelinen Nokta.”
Değerli arkadaşlarım; Eğer bugünü anlamak için düne bakmak gerektiği doğruysa, biraz geriye bakıp, günümüz yönetim sorunlarının, dünün yönetim sorunlarıyla ya da yönetici davranışıyla ne kadar benzeştiğini ifade etmeye ve buradan kendimce bir sonuç çıkarmaya çalışacağım. Tarih bilimi bize, bugün korumaya çalıştığımız özünde Bâtınilik yatan, günümüz Alevi-Bektaşi inanç anlayışının, İslam ordularıyla karşılaştıkları esas sürecin M. 634-35’li yıllarda İran Horasan’da gerçekleştiğini göstermektedir. ‘Esas süreç’ diyorum, çünkü Horasan, Belh ve Hacı Bektaş Veli Efendimizin dünyaya geldiği Nişabur bölgesi, İslam orduları tarafından bu yıllarda işgal edilmişse de, İslam’ın sathi kabulü yüzlerce yıl sonra 11-12. yy. da gerçekleşebilmiştir. Bize kan ve gözyaşından öte hiçbir şey vermeyen bu kabulün, bu kırılmanın ya da talihsizliğin yaşandığı bir başka önemli coğrafya ise Hazar Denizinin doğusunda kalan ve halen Maveraunnehir olarak bilinen coğrafi bölgedir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 14 / 63 |