|
ALEVİLİKTE KADININ YERİ AV. DEDE MUHARREM NACİ ORHAN
Dünyanın hiç bir toplumunda, hiç bir inancında, hiç bir dininde, hiç bir hukuk sisteminde ZAMANDA ÖNCELİK bakımından, Alevilikten önce kadına tam ve kamil anlamda ÖZGÜRLÜK verilmemiştir. Bir iki yüz sene evvel kadınlar esir pazarında alınıp satılırken, Alevilikte bundan 1400 sene evvel_ kadınlara hakkı olan değerleri. .yerilmiş ve ziyadesiyle itibar olunmuştur. Bu değerledir ki erkeklerle aynı eşit haklara sahip kılınmıştır Belki bizim aşağıya yazdıklarımızı Fazla abartılmış bulacaklar veya gereksiz sayacaklar çıkabilir. Biz onlara Tanrının lütuf ve ifı-sanıyla doğru yolu görmelerini, haktan ayrılmamalarını salık veririz, niyaz ederiz... Bunları sıraladığımızda belki de abartılmamış ve hatta eksik yazmış olduğumuzu söyleyecek kamil insanlara da rastlayacağız. Eksiğimizi söyleyeceklerin de, "DİLLERİ BÜLBÜL, GÖNÜLLERİ GÜL OLSUN." niyazındayız..Hele bir sıralayalım, bakalım tablo ne çıkacak, nasıl çıkacak, görelim.
1- Alevilikte kadınların erkeklerden kaç-ı, göç-ü yoktur. Yüzlerini erkeklere göstermekten tedirginlikleri de yoktur. Çünkü Alevi kadınının i-nancına göre, vebal kendisine kötü gözle bakanındır. "Yel kayadan ne koparır."
2- Alevi kadınında çarşaf yoktur. Başörtüsü ise isteğe bağlıdır. Çünkü, Alevi, başörtüsünün altında namus, sevap, günah aramaz. Sacını örtenler yüzlerini göstermektedirler ve hem de eski artist modası göz kıyılarına sürme kuyruklar çekerek.
3- Alevî kadını İçin HAREMLİK SELAMLIK yoktur. Bu kadınlara güvenmemektir. Güvenmemek ise onun kişiliğiyle, haysiyetiyle vekar ve gururuyla oynamaktır. .Erkek olan ,eşinin kişiliğiyle oynar mı, ona kıyar_mı. ona güvensizlik duyar mı? Ona saygılı olmaz mı? Bir mühendisimizin incelemelerine göre, Alevilerde harem-lik-selamlık olmadığı için, köylerimizdeki evlerde yapılan etüdlerde Alevi köylerinin evlerinin mimari durumu ile, Sünni köylerindeki. evlerin rn-mari durumu birbirinden ("iç mimari bakımından) farklı imiş Çünkü Sünnilerin evlerinde Harem-lik-Selamlık_esasma göre iç bölmeler düzenlenmiş-Bu benim uzmanlık saham değil, ciddi bir bilim adamının bana söylediklerini aktardım.
4- Alevilikte kadın, düğünde dernekte, Ölüde diride, cemde cemaatte, ibadette, biraradadır erkeklerle. Hiç kimsenin kimseden şüphesi yoktur, yanlış düşünenler kendi zararlarına düşünmüş olurlar.
5- Kadın, görgüde sorguda, cemde cemaatte erkeklerle aynı eşit haklara sahiptir. Dedenin huzurunda, her hangi bir kimseden razı değilse, o kişiyi DAR'a çeker ve neden razı olmadığını anlatır, diğer kişi de dinlenir, haklı görülür ise kadının hakkı o kişiden alınarak kendisine verilir. Kadın kocasından da razı olmayabilir. Koca kendisini döviiyordur, sövüyordur, aşırı içki İçer hep sarhoştur veya kumar oynamaktadır yahut her hangi bir yanlışlık içerisindedir. Bu taktirde cümle "alemin içinde hiç çekinmeden, eve gittiğimizde kocam bana ne der ne demez dîye düşünmeden onu dar'a çekebilir ve kocasının nasıl hareket etmesi lazım geldiğini Muhammed Ali yol ve erkanının kararlamasını ister. Alevi toplumu hakkını arayan kadını takdir eder ve saygı duyar. Bundan dolayı Alevi kadını yüksunmez, çünkü o meydan Muhammed Ali meydanıdır, HAK meydanıdır. Her hak, HAK MEYDANl'nda aranır.
6- Alevilerin cem ve cemaatinde kadın erkek aynı eşit haklara sahiptirler. İbadet semahlarında erkeklere özgü semahlar gibî kadınlara özgü semahlar da vardır. Yani erkeklere tanınan semah hakkı, kadınlara da tanınmıştır.
7- Alevi cem ve cemaatinde erkeklere tanınan konuşma hakkı kadınlara da tanınmıştır. Herkes gibi o da konuşur, o da sorar, o da öğrenir ve öğretir.
8- Dedenin eşi olan hanım-Ana Sultan-Ana Bacı-dedenin sağında oturur ve herkes tarafından hürmet edilir ve eli öpülür. Yaşı ister küçük olsun ister büyük olsun. Böylece eli Öpülen ANA, bir kadın olarak yüceltilir.
9--Alevilikte kadın, cemde cemaatle. deyiş düvaz imam,_nefes,_koşma ve hatta mahalli türküler dahi__Söyler, Zaten sesi güzel olan ve meclise uygun _Muhammmed-Ali .yoluna .yakışan nameleri zakirin sazı eşliğinde söylerler. Kendisi saz çalabiliyorsa ya kendi çalar kendisi söyler veya zakir ile sazları koşturur (Saz koşturmak, iki veya üç sazın
tel seslerinin birbirine uyum sağlayacak şekilde AKORT DÜZEN edilmesi demektir.) hem tek tek ve hem de iki kişi sesleri birbirlerine ayarlayıp uydurup koşma halinde birlikte söylerler. Beraber söylemeye KOŞMA veya KOŞULMA KOŞULARAK söyleme denir.
10. Erkekler arasında kavga olduğunda bunları ayırtetmeye güc yetmiyorsa her hangi bir .kadın (ister Alevi, Sünni ister Hıristiyan olsun başındaki Örtüyü, eğer örtü yoksa. elindeki bir mendili kavga eden erkeklerin üzerine "KETENİM ÖNÜNÜZE" deyimini kullanarak atar ise kavga ne kadar şiddetli, olursa_olsun, kavga son bulur, zira icada bulunan, yapmayın, etmeyin diyen kadındır. Keten, baş örtüsüdür. Kadının başının sembolüdür. Önünüze derken de, ketenim size engel olsun, engeldir anlamınadır. Tüm anlamı, BAŞIM İÇÎN BU KAVGADAN VAZGEÇİN demektir. Bunu duyan erkekler kavgayı bırakırlar.
11- Müsahiblere ikrar verdirirken DEDE onlara şöyle ikrar verdirir: "BU VERDİĞİNİZ İKRARI YERİNE GETİRMEZSENİZ, EFRAD- I AİLENİZİ, YALIN AYAK, AÇIK ÇIPLAK GEZDİRMİŞ KULLARDAN ULAMISINIZ." Görülüyor kî Alevilikte erkek karısının yalın ayak veya üst baş açık çıplak olup olmamasından fevkalade sorumludur. Bu da kadına verilen değeri gösterir.
12- Dede gene şöyle de söyler: "Verdiğiniz bu ikrarı yerine getirmezseniz, 'BÜYÜK KIZ SAKLAMIŞ kullardan ulamısınız.'" Bu da çok ağır bîr şarttır, ikrardır. Çünkü, eğer kız evladı evlenme çağına gelir de isteyenleri "varsa, anne ve baba, "evimizin isi var gücü var, kızını verir isek bizim halimiz perişan olur, İşlerimizi kızımızdan başka yapanımız yok." diye kendi menfaatlerini düşünür, gelinlik çağına gelmiş kızlarını arzu ettiği kimseye vermezlerse, kızlarının evliliğinin en büyük vebalini ve günahını yüklenmiş olurlar. .Alevîlik yolu buna yu-rnuşak bakrnaz, Muhammed Ali yolu kızlarının evlenmesini engelleyen_anne-babayı ve müsahib DÜŞKÜN eder. Müsahiblerin birbirlerinin yanlışlıklarından BİRLİKTE SORUMLU olduklarını daha önce söylemiştik. İşte Aleviliğin kadına verdiği en mukaddes değerlerden biri de ve hatta en mukaddes olanı da budur.
13- Bir kavga olsa, kadın sille tokat tekme erkeğe vursa. Alevi erkeği kadına el kaldıramaz._Çünkü Aleviliğin ahlaki öğretilerinden biri de "KADINA EL KALKMAZ." öğretisidir. Sayın okurlar, biz burda Aleviliğin esaslarını ve inanç kurallarını yani Aleviliği yazıyoruz. Alevilik budur, Alevilikte kadın budur, erkek böyledir diyoruz. ALEVİ BUDUR, ALEVÎ ERKEĞİ BÖYLEDİR, diyemiyoruz. Çünkü, Alevi inançlı bir anne ve babadan doğan bir kişi "Ben Aleviyim" diyor amma, Aleviliğin ne olduğunu ye Alevilik kurallarının ne olduğunu bilmiyor bilse de bu kurallara uymuyor ise o kimseye Alevidir demek yanliş olur, Aleviliğin kuralları vardır, kurumları vardır. Bu kurumlara bağlı olmayan ve kurallarına uymayan kişinin Aleviliği sözde Aleviliktir, ÖZ de Alevilik değildir. Bu tip Alevilere yol deyimi olarak YOZ ALEVİ, denir. Alevi olanın yol ve erkana uyması gerektir, yoksa ben Aleviyim demekle kimse Alevi olamaz, tıpkı şu güzel deyimde olduğu gibi: "BAL BAL DEMEKLE, AĞIZ BAL OLMAZ." derler ya işte öyle...
14- Mirasta kadın erkek aynı eşit haklara sahiptir. Üstelik, miras taksiminde miras paylara bölünüp denkleştirildiğinde KIZ KARDEŞ veya ABLA'nın, o paylardan istediğini seçip alma hakkı vardır. Kızlar beğenip almadıkça erkekler pay alamaz. Erkekler pay alırken de paylan seçme hakkı öncelikle küçük kardeşlerden büyüklere doğru gidilerek taksim edilir.
15- Alevilikte karı koca arasında MAL AYRILIĞI esası vardır. Bundan dolayıdır ki .gerek.nişanda. gerekse düğünde kadına verilenler onun mihri müecceline yazılır, kocasıyla geçinemez de ayrı-lırsa, bunların hiç birisine dokunulmadan olduğu gibi kadına verilir. Kullanılmış, eskimişler varsa, atılmışlar varsa bunların yerine yenisi aynıyla verilir. Aynıyla vermek olanak dışı ise, iki komşunun biçtiği değer ne ise o, bedel olarak verilir ve kadın razı edilir. Kadına_gelen_ ye verilen, takılan hediyeler ve baba evinden verilen.çeyizler, mal mülk ne varsa, dini nikah kıyıldığında kızın mihri müecceline (Vadesi gelmemiş senettir.) birer birer yazılır, muhtar ve üyeler.ve dini nikahı kıyan DEDE, tarafların anne ve bahalarını ve iki de şahidin imzası ile sağlama bağlanır ve saklanmak üzre kıza ve genellikle de daha emin yer olsun diye kızın annesine teslim edilir. Çünkü, kızının yararlarını anneden daha iyi kimse düşünemez, koruyamaz. Zira, "ANNE, KIZIN TEK SIGINA-GI ve TEK DERT ORTAĞIDIR." |