Tanıtım
Anasayfa Anasayfa
Biz Kimiz? Biz Kimiz?
İlk Kurucular İlk Kurucular
Alevilik Nedir? Alevilik Nedir?
Aleviliğin Kurumları Aleviliğin Kurumları
Güzel Sözler Güzel Sözler
Hz. Ali'den Özdeyişler Hz. Ali'den Özdeyişler
Kırklar Meclisi Kırklar Meclisi
Alevilikte
Oniki İmam Oniki İmam
Dört Kapı Kırk Makam Dört Kapı Kırk Makam
Oniki Hizmet Oniki Hizmet
Dedelik Makamı Dedelik Makamı
Post Dedesinin Vasıfları Post Dedesinin Vasıfları
Cem Cem
Müsahiplik Müsahiplik
Müzik Müzik
Dar Dar
Düşkünlük Düşkünlük
Semah Semah
Dualar Dualar
Edebiyat Edebiyat
Kerbela Vakası Kerbela Vakası
Kerbela ve Takvim Kerbela ve Takvim
Kerbela ve Mahşer Günü Kerbela ve Mahşer Günü
Yedi Ulular Yedi Ulular
Kutsal Günler Kutsal Günler
Kurban Kurban
Hızır Kültürü Hızır Kültürü
Oruç ve Namaz Oruç ve Namaz
Cenaze Cenaze
Nikah Nikah
Kadın Kadın
Gençlik Gençlik
Hukuk Köşesi
Aile Birleşimi Aile Birleşimi
Emeklilik Emeklilik
Önemli Linkler
Alevi Yol Alevi Yol
Dr. İsmail Engin Dr. İsmail Engin
Cem Vakfı Cem Vakfı
Cem Radyo Cem Radyo
Alevi Bektaşi Federasyonu Alevi Bektaşi Federasyonu
Yazarlar
Muhsin Cevahir Muhsin Cevahir
Zülfikar Yalçınkaya Zülfikar Yalçınkaya
Ali Sefa Ali Sefa
Musa Dikman Musa Dikman
Haydar Öztoprak Haydar Öztoprak
Aşık Musa Merdanoğlu Aşık Musa Merdanoğlu
Doğani Doğan Doğani Doğan
Hüseyin Yılmaz Hüseyin Yılmaz
Mahmut Savaşan Mahmut Savaşan
Raşit Tanrıkulu Raşit Tanrıkulu
Tahir Say Tahir Say
İsmail Elçioglu İsmail Elçioglu
İsmail Çetin İsmail Çetin
Yusuf Karip Yusuf Karip
Mustafa Doğan Mustafa Doğan
Ali Yakar Ali Yakar
Hatice Eldeniz Hatice Eldeniz
Hasan Kaya Hasan Kaya
Kazım Balaban Kazım Balaban
Şükrü Yıldız Şükrü Yıldız
Prof. Dr. İbrahim Ortaş Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Ozan Derya Ozan Derya
Bedri Baykam Bedri Baykam
Konuk Yazarlar
Şakir Keçeli Şakir Keçeli
Ali Serdar Polat Ali Serdar Polat
Murtaza Demir Murtaza Demir
Ismail Onarli Ismail Onarli
Ahmet Altan Ahmet Altan
Seyyit Miktat Guler Seyyit Miktat Guler
Metin Gulbol Metin Gulbol
Mustafa Tosun Mustafa Tosun
 
 
Anasayfa arrow Müzik
Müzik

Alevi İslam inancı yüzyıllar boyu yazıtı kaynaklar yerine, görsel olarak günümüze taşınmışım Oysa, "Alim unutmuş, kalem unutmamış" atasözü insan belleğinin unutma özelliğine karşın yazının kalıcılığın, belirtmiştir. Bir Çin Atasözü şöyle den "Yazı, ölümü bir türlü ortadan kaldıramayan insanoğlunun, Ölüme karşı bulabildiği tek çaredir" öyleyse niçin Alevi yazılı kaynakları yok? Cevap korkunçtur imha edildiler. Buna rağmen günümüze nasıl taşındı? Üç unsurla taşındı

Saz: Müzik İslam'a girmiş ve Kuran yorumlanmıştır.
Cem ayinleri: Okul görevi yapmış, tasavvuf] dersler verilmiş
Dedeler: İnanç önderliğini gönüllü yapmışlardır.

B bu üç unsur aleviliği araplardan ve ıranlılardan ayrımaktadır Tarihimize bir bakacak olursak; Alevilik, Kuran', Kerim'in Maveraünnehir-deki Türk kavimlerince yorumlanmasına adıdır. Maveraünnehir, Amuderya ve Siriderya dediğimiz iki ırmak arası Horasan bölgesidir. Ehlibeyt Kerbela mezaliminden sonra bu bölgelere sığınmıştır. Bu bölgelerde yaşamlarını idame ettirmişlerdir Bu bölgelerin islamla tanışması böyle başlamıştır. İslam'i, kabullenirken kendi örf ve adetleriyle birlikte kabullenmişledir.

Aleviler, dini iki eksen üzerine oturtmuştur.
Nas (Kurani kaynaklar)
Örf (Kamu vicdanı)

Kişi dini algılarken, yaşarken kendi aklınca, kendi kapasitesince kavrayıp yaşaya­caktır. Bu algılama biçimini ve kapasitesini veren, içinde yaşadığı toplumun koşullarıdır. Örf ve adetleridir. İşte o gün Türk yurtlarında çalınan musiki aleti "Ko-puz'dur. Dede Korkut hikayelerinde kopuzların çalındığı ve deyişlerin söylendiği okullarda çocuklarımıza okutuluyor. Bu musiki aleti olan kopuzlar ibadetlerine taşınmıştır. Kuran'ı Kerim'e dayandırılarak semahlar dönülmüştür. Semah aşk ve vecd halidir. Saz yani musiki insanların ortak dilidir, evrenseldir. Musiki bir cezbenin yaşanmasına vesiledir. Musiki İle aşkınıza, sevdanıza, ulaşmak daha kolaydır. Avrupalılar bunu anlayabilmişler ama ne yazık ki kendi ülkemizin insanı bunu anlamakta güçlük çekmiştir, Dede saz ile ibadetini gönüllere işlemiştir, gönûle yazılan da bir daha silinmemiştir. Saz ile dini eğitimini vermiştir. Saz yazılı beigenin yerini almış ve nesilden nesile gelmiştir. Onun içindir ki onca zulme, r "ca iftiraya rağmen inanan, inancını canı pahasına da olsa korumasını bilmiştir Dede sazıyla, deyiş, düvaz, tevhit, miraçname ve semah söyleyip gönüle İşlemiştir. Onun içindir ki, bu yola "Gönül Yolu" denilmiştir. Dedenin deyişlerinin ilham kaynağı Kuran'dır, yani Tanrı kelamıdır. "KuraıYın özü, aşığın sözü" olarak tasvir edilmiştir. Sazlarına Telli Kuran" denilmiştir. Mevlevi'lerde "Ney i Mansur" {Mansur Neyi) vardır. Başı, ayağı kesilip, içi ateşle dağlanarak çilesini dolduran ve bu sayede en güzel nağmeleri çıkaran 'Ney"dir. Hz. Mevlana ney ile Hakk'a dua etmiş, onunla isteklerini dile getirmiş, divanını yazmıştır. Ney bu haliyle çilekeş aşkın sembolü olmuştur. Davut Peygamberin kitabı; "Zebur'un adı "Mezamirdir yani musikidir. İbadetini "ud" ile yapardı. Kuran buyurur ki: "Biz onun maiyyetinde dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık. Akşam, sabah birlikte teşbih ederlerdi. Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi onun teşbih nağmelerine katılırdı." (Sad, 18-19) Hz. Davut'a Allah tarafından çok güzel bir ses verilmiştir. O güzel sesiyle Zebur okur ve herkesi mest ederdi. Hayvanlar bile etkilenirdi. Şüphesiz ki, Allah güzeldir ve güzel olanı da sever. "Yemin olsun, biz Davut'a katımızdan bir lütufta bulunduk. Ey dağlar! Onunla birlikte teşbih edin ve kuşlar sîz de* dedik. Onun için demiri yumuşattık. (Sebe, 10) Hz. Mevlana: "Eğer aşıkların şarkılarını, sazlarını İnkar edersen kıyamet günü köpeklere haşrolursun." diyor. Kenan Rufai: "Sazı severim aşkımı dile getirse, sözü severim Hakk kelamı olursa" diyor. Kuran; "Rablerine varmaya vesile ararlar" (Isra, 57) Vesile, Allah'a giden yolda araçtır, vasıtadır. İbadetlerde de vesile olarak yani araç olarak saz niçin kullanılmasın ki? Araplar zikirlerinde "Def kullanırken, çalarken günah olmuyor da Türk insanı kendi musikisini kullanınca . niçin günah olur? Anlamak mümkün değildir. Kuran'ın bile çok sesli müzik ile okunması günümüzde tartışılmaktadır. Ve Kuran avazla kıraat edilmiyor mu? Türk kültüründe saz hep vardır. Aşkını, kederini, sevincini, tasasını hep sazıyla dert ortağı edip çalıp, söylemiştir. Saz kutsaldır, çünkü. Tanrr kelamını söylemektedir. Halkın öz kültürüdür. Halkın müziğidir. Kendi öz diliyle Tanrısına yalvarmıştır. Arap Kültürü, Acem Kültürü, Iran Kültürü, Afrika Kültürü var da Türk Kültürü yok mu? Kendi dilini ve kültürünü inkar etmek kimseye bir şey kazandırmamış ve kazandırmayacaktır da. Kültür emperyalizminin var olduğunu unutmamak lazımdır. Hacı Bektaşi Veliler ve diğer 99 bin Rum erenleri bunun için Anadolu'ya gelmediler mi?

Dedelerimiz üç telli o kırık sazlarla yolumuzu bu günlere taşımışlardır. Taşıyanları rahmetle anıyorum. Saz şeytan icadıdır diyen softa kadıya Aşık Dertli cevabını üç telli curasıyla şöyle verir:

Telli sazdır bunun adı
Abdest alsan aldı demez
Ne ayet dinler ne kadı
Namaz kılsan kıldı demez

Sunu çalan anlar kendi
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde
Şeytan bunun neresinde

Venedik'ten gelir teli
İçinde mi, dışında mı
Ardıç ağacından kolu
Burgusunun başında mı

Be Allah'ın şaşkın kulu
Göğsünün nakısında mı
Şeytan bunun neresinde
Şeytan bunun neresinde

Dut ağacından teknesi
Dertli gibi sarıksızdır
Girişten bağlı perdesi
Ayağı da çarıksızdır

Be hey İnsanın teresi
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde
Şeytan bunun neresinde

Alevilik, kökünü Asya ve Anadolu kültürlerinden ve inançlarından besleyen, soylarını Hz. Muhammed ve Hz. Ali'den alan dedeler aracılığı ile bugünlere taşıyan inancın adıdır. Bu İnanç Hacı Bektaşi Velileri, Abdal Musaları, Karacaahmed Sultanları, Hacı Bayram Velileri, Dertlileri, Yunusları, Taptuk Emreler!, San Saltuklan, Pir Sultanları ve daha nice eren, evliya ve velilere İlham verip yetiştirmiştir. Bu inancın dışında yetişmiş bir gönül insanına rastlayamazsınız, bilemezsiniz. Anadolu'yu, Balkanları, Viyanalara kadar gidip oraları Islamlaştıran Alevi İslam anlayışı ve yorumudur. Kuran'ın "Türkmen Yorumu'dur. Bir kalay düşünün kalay nasıl dökülünce kabın şeklini alırsa, kabın şeklini almakla özünden bir şey kaybetmezse, bu velilerin yorumu da Kuransal özüdür. Ama oradaki ortam, uygulamalar, o bölgenin kendi uygulamalandır, Bu veliler, bu açıdan Kuran'ı, gönlünde, kafasında taşıyan; ama geldiği yere aklıyla uygulayanlardır. Yüce Allah cümlemizi yolumuzdan, kültürümüzden, doğru bildiklerimizden ayırmasın ve daim eylemesi niyazıyla, gerçeğe hu..
Ali Rıza UĞURLU (Dede)

 
 
     
Dedeler
İzzettin Doğan İzzettin Doğan
Şinasi Koç Şinasi Koç
Haydar Samut Haydar Samut
Niyazi Bozdoğan Niyazi Bozdoğan
Kamber Kutlu Kamber Kutlu
İsmail Aslandoğan İsmail Aslandoğan
Mahmut Doğanoğlu Mahmut Doğanoğlu
Mustafa Aklibaşinda Mustafa Aklibaşinda
Veliyettin Ulusoy Veliyettin Ulusoy
Celal Bektaş Celal Bektaş
Dernekler
Lübeck Alevi Kültür Bürosu Lübeck Alevi Kültür Bürosu
Hamm ve Çevresi Alevi Kültür Birliği Hamm ve Çevresi Alevi Kültür Birliği
Köln Hacı Bektaş Veli Kültür Tanıtım Derneği Köln Hacı Bektaş Veli Kültür Tanıtım Derneği
Harburg Alevi Kültür Birliği Harburg Alevi Kültür Birliği
Stuttgart Alevi Kültür Merkezi Stuttgart Alevi Kültür Merkezi
Hollanda Aleviler Birliği Hollanda Aleviler Birliği
Viyana Alevi Kültür Derneği Viyana Alevi Kültür Derneği
Bak-Der İğdeli - Hannover Bak-Der İğdeli - Hannover
Konsolosluk Bilgileri
Askerlik Askerlik
Doğum Doğum
Evlilik Evlilik
Ölüm Ölüm
Pasaport Pasaport
Pembe Kart Pembe Kart
Telefon Numaraları Telefon Numaraları
Vatandaşlık Vatandaşlık
Vekalet Vekalet
Eşya Götürme Eşya Götürme
Vize Bilgileri Vize Bilgileri

Bu site 81924 kere ziyaret edilmiştir.
http://www.gercekilim.com

Tasarım:M. Ali Öksüz