George Jordac "İnsanligin Adalet Sesi"ni
Anlatiyor:
"İMAM ALİ, ÇOCUKLUKTAN BERİ BENİM GÖNLÜMDEYDİ"
Açiklama: George Jordac Hiristiyan bir ilim adami
ve arastirmaci olarak, "İmam Ali, İnsanligin
Adâlet Sesi" adli üstün kitabini yazmakla, sadece
İslam dünyasinda degil bütün dünya çapinda, düsünce
ve kültür ehli insanlar arasinda yüksek ve belirgin
bir mevki kazanmistir.
Birçok Müslüman alim ve düsünür bu kitabi okuyup,
inceleyerek Jordac'in arastirma üslubunu ve yorum
tarzini övmüslerdir. Kitabin okuyuculari Hz. Ali (a.s)'in
ahlaki faziletlerini ve onun evrensel düsüncesini
bu kitap sayesinde daha iyi anlayabilmislerdir.
Seyyid Muhsin Hekim söyle yazmistir: "Bu kitap
bir takim yönleriyle beni saskinliga ve övgüye sevk
etti. Saniyorum bu yönlerden en önemli olani, adaletli
davranmak ve insaftan ayrilmamak meselesidir."
Bu kisa sohbet, Üstat George Jordac'in Beyrut'taki
evinde gerçeklestirilmistir. Üstat bu görüsmede, kendi
yasamindan, eserlerinden ve fikirlerinden bahsediyor.
Ve okuyucularina İmam Ali (a.s)'in yasaminin bir baska
boyutunu açikliyor.
Soru: Sayin Üstat Geore Jordac, siz belirgin bir
kültürel sahsiyet olarak taninmaktasiniz ve görüs
sahibi, kitap ehli insanlarin birçogu sizi tanimaktadir.
Biz, bu görüsmede, baslangiçta kendi dilinizden, yasaminizdan
ve eserlerinizden biraz bahsetmenizi rica ediyoruz.
G. Jordac: Benim sosyal çevrem belli özelliklere sahip
ve ben, sosyal çevremi özel ve genel diye ikiye ayirmak
istiyorum. Önce ülkemin muhiti ve sonra kendi ailemin
muhiti.
Lübnan bir Arap ortamidir. Bu yüzden birlikte yasadigim
insanlar Arap tirlar; İgah Araplari, yani Arap tarihinde
"Âribe" diye adlandirilan Yemen "Gasaseleri"nden
olanlar. Bu çevrede Arap örfünün tamami İslamî, Arabî
ve İslam ve Hiristiyanliktan önce varolan putperestlik,
kisacasi Arab'a ait bütün özellikler bu bölgede mevcuttur.
Bu bizim mirasimizdir. İlginç olan su ki, Araplar
İmam Ali'yi Sialar nasil kendilerinin sayiyorlarsa,
öylece, hatta daha siki sekilde kendilerine ait bilirler.
Çünkü o, bu yönden bizim mirasimizin bir parçasidir.
Ve biliyorsunuz, zifaf gecesinde halay çekmek, siir
okumak ve hep bir arada toplanmak gibi seylerin hepsi
Araplarin eski adetlerinden olup, sonradan bu ülkede
daha da çogalmistir.
Buna ilave, insanlar henüz bu halkin bedeviyette yasadigini
zannettikleri için sasiriyorlar. Çünkü bizim halkimizin
yüzde sekizi edebiyatta, bilimde, matematikte, tipta,
hukukta ve diger dallarda doktora belgesi almis insanlardir.
Bu umumi muhit açisindan gerçekten kültürlü bir ülkedir.
Aile muhiti ve özel muhitimiz konusunda da, bizim
aile ilim ve bilgi ailesi olarak taninmistir. Benim
babalarim, atalarim hep ilimle, bilgiyle dogrudan
iliski halindelermis. Tarihî ve hatira kitaplarin
bulundugu ve benim ecdadimin mirasi sayilan, degerli
kütüphane benim bu iddiamin kanitidir. Ben çocukken
cografî olarak çok güzel bir çevrede yasiyordum. Okuldan
döndügümde özel bazi bitkilerin çevresine, kayalara
veya agaçlarin altina gidip Seyh Nesif El-Nezîci'nin
Mecma ul-Bahreyn kitabi veya Mütenebbî gibi kitaplar
okurdum. Annem, babam, ailem ve ögretmenim beni anlamiyorlardi.
Bu yüzden agabeyime yöneldim. O sairdi ve yine matematik
ile dil konusunda tahsil sahibiydi. Bu konulari ondan
ögrenmek, bana okuldaki derslerden daha tatli geliyordu.
Sonra bir delikanli oldugum dönemde agabeyim Fuat'a
yöneldim. O, İmam Ali hakkinda kasideler yazmisti
ve onlari İmam Ali'nin ziyaretçileri için okuyordu.
Çabucak, Nehcül Belaga'yi okuyup, ezberlemeyi kararlastirdim.
Gerçekte ben bu kitaplarin yüzde yetmisini ezberledim.
Bütün bu ortamlar, yani Nehcül Belaga'yi ezberlemek
olsun, agabeyimden duyduklarim olsun, bunlar benim
İmam Ali hakkindaki düsüncemin gelismesine neden oldu
ve İmam Ali gerçekten büyük ve yüce bir sahsiyet olarak
zihnimde ve içimde yerlesti. Sehrimi terk edip Beyrut'a
geldigimde, ders okumaya basladim. Beyrut'ta 17 yasindayken
"Vagnar ve Kadin" diye bir kitap yazdim.
Vagnar, Almanyali bir sair, çalgici ve filozoftu.
Bu kitap yayinlandiginda, Dr. Taha Hüseyin, onu edebiyat
bölümünün doktora ögrencilerine okumalari için tanitmisti.
Yayinlanmis diger kitaplarim arasinda, "Selahattin
Eyyubî'nin Tarihi Rivayeti," "Vahhab",
"Bagdat Saraylarina Gelmekte Olan Sair",
"Yildizlar ve Oyuklar", hayvanlara sefkat
ve onlari tanimamiz gerektigine dair yazilmis olan
"Merkebe Dair Sözler", "Zengin ve Fakir"
ve "Arap Yolu" adli tamamen yeni bir arastirma
olan bir kitap ve daha baska kitaplar yer aliyor.
Su anda yaklasik olarak yirmi kitabim baskida, birkaç
tanesi de yayincilarin elinde, yakinda yayinlanirlar.
Soru: Efendim siz, bir Hiristiyan düsünür olarak Arap
dünyasinda taninmissiniz ve Müslümanlar, özellikle
Sialar size saygi duymaktalar. Acaba belli siyasi
veya kültürel akimlar, gruplar arasinda bagimli oldugunuz
var midir?
Jordac: Benim fikri, kültürel ve siyasi bagimliligim
"İnsan"da biten bir bagimliliktir, sadece
insan .. Ve ben, bütün bu akimlarin fiili olarak insanin
hizmetinde oldugunu düsünüyorum. Ben resmi olarak
kendimi kayitlandirmak, bagimli kilmak istemiyorum.
Çünkü benim inancima göre bir siyasi veya kültürel
hizip ve gruba resmi olarak bagli olmak faydali olmayacaktir.
Ben sevdigim isi yapmak istiyorum ve simdiye dek kanunî
ve resmi olarak hiçbir grup veya akima bagimliligim
olmamistir.
Soru: Gerçi siz daha çok bir arastirmaci olarak biliniyorsunuz
ama derin ve anlamli siirlere sahip olmaniz dolayisiyla,
Mütenebbi gibi klasik Arap sairleri ve onlarin günümüz
edebiyati üzerindeki tesirleri konusunda sohbet etmeniz
yerinde olur.
G. Jordac: Mütenebbi hakkinda söylenen en güzel ve
en derin ifade Seyh İbrahim Nezîcî'nin sözüdür. O
söyle demistir: At diliyle bahsediyor ve bütün insanlarin
kalbiyle konusuyor. Onun gerçekte, Shaksper'den, Dante'den,
Hugo'dan ve en büyük çagdas sairlerden hiç bir eksik
yani yoktur. Bence o, büyük sairlerin arasinda yer
almaktadir.
Ben baska bir yerde de söylemistim, Mütenebbi'nin
günümüz camiasi için de mesaji var ve birçok konuda
bizim fiili durumlarimiza çözüm yolu göstermistir.
Soru: Üstat Jordac, siz birçok siirler yazmissiniz.
Yazdiginiz en önemli siirler hangileridir?
G. Jordac: Benim divanim yok, ama bilinen birçok kasideler
yazmistim. Mesela Ümmü Kulsum, Adullahvahhab, Sumbatî,
Macid el-Rumî, Veliy el-Safi, Necat ve bunlar gibi
sanatçilarin seslendirdikleri kasideler...
Soru: İmam Ali hakkinda siiriniz var mi?
G. Jordac: Siirim yok ama konusmalarim var. Ancak
agabeyim Fuat'in İmam Ali hakkinda kasideleri var.
Ben o kasidelerden birini kitabimin dördüncü cildinde
yazmistim.
O kitapta birçok çagdas saire deginmisim ki su an
yasiyorlar. Rahmetli kardesim Sair Fuat Jordac ve
Burselna İmam Ali'nin sifatlarini saymislardir. Elbette
Burselna henüz duruyor.
Soru: Bu mecmuanin ismi nedir?
G. Jordak: Gadir Bayrami'dir ve meshurdur.
Soru: Sizce, Nehcül Belaga fesahat ve belâgat yönünden
Arap edebiyati içerisinde nasil bir konuma sahiptir?
Jordac: Belâgat, söylenen sözün, içinde bulunulan
hal ve duruma uygun olmasi anlamindadir. Bu esasa
göre, görülüyor ki Nehcül Belaga mutlak olarak en
belâgatli kitaptir veya en belig olanlardan sayilir.
Arap Edebiyati diger bütün edebiyatlar gibi ülkenin,
kültürel ortamin ve medeniyetin bir ürünüdür. Arap
Edebiyatinda, dünya ediplerinin basta gelenlerinden
sayilan dehalar yetismistir. Sonuçta, Arap Edebiyati
da çok kiymetli olan dünya edebiyatinin bir parçasidir.
Soru: Üstat Jordac: İmam Ali (a.s.) hakkindaki degerli
kitaptan biraz konusalim. Nehcül Belaga'ya ve daha
sonra Mevla İmam Ali (a.s.)'a yönelmenizde agabeyiniz
Fuat Jordac etkili oldugunu söylediniz. Yazilmis olan
çesitli kitaplara ragmen, İmam Ali (a.s.)'in sahsiyetini
yeniden arastirip incelemeye neden gerek duydunuz?
G. Jordac: Nehcül Belaga ile tanistiktan sonra, onun
hakkinda düsünmeye basladim. Bu benim tahsilimi bitirdigim
döneme rastlar. Sonra gazetede çalisan bir doktorla
görüsüp Arap gazetelerde yazmaya basladim. Sonra da
Beyrut Üniversitelerinde edebiyat ve felsefe dersleri
vermeye basladim. Hem Arap felsefesi için hem de Arap
edebiyati için İmam Ali (a.s.)'i uygun görüyordum.
Bu sirada, bilgi mahzenim İmam Ali ile ilgili bilgilerle
doluydu. Buna ragmen, verdigim iki ders dalini da
dikkate alarak bu konudaki bilgilerimi çogaltmak istiyordum.
Bu yüzden, İmam Ali hakkinda yazilan konularin, özellikle
El-Akkad ve Taha Hüseyin .. gibi çagdas yazarlarin
eserlerini arastirmaya basladim. Çok okudum ve anladim
ki, bu büyük insan henüz mazlum durumdadir.
Onun hakkinda konusan birçok kimse, onun tarihi meseleleri
hakkinda sözler söylemislerdi. Örnegin, hilafet ve
vilayet onun hakki miydi degil miydi, kimler onunla
muhalif veya muvafikti ve buna benzer konular. Bence
bu konular yirminci asrin evlatlarinin ve hatta zamanin
Sialarinin pesinde olduklari seyler degil. Bunlarin
ötesinde mevzular söz konusudur. İmam Ali onlarin
sinirlandirdiklarindan çevreden daha büyüktür.
O zaman ben, Nehcül Belaga'yi yeniden okumam gerektigini
hissettim. Nehcül Belaga'ya yeniden döndüm ve gördüm
ki bu kitapta çok nükteler var ki, henüz bu insanin
yüceligi onlarda kesfedilmemis. Benim için açikliga
kavustu ki o, varlikçi düsüncesi nedeniyle islahçi
bir önder ama fakirlik ve ihtiyaç içindeydi. Zihnime
geldi ki onu yayinlayayim. Bu isi 24 yasindayken yaptim
ve bes ciltlik bir kitap yazdim. O kitabi okudugunuzda,
basliklariyla konulari anlarsiniz. Örnegin, birinci
kitap İmam Ali ve insan haklari hakkindadir. Tarihteki
insanî düsünce bilginlerinin görüsleri ile İmam Ali'nin
görüsleri arasinda inceleme yapilmis. Bu bölümde,
İmam Ali (a.s)'in baskalarindan çok daha ileri adimlar
atmis oldugunu anlattim. Bir baska cildi, İmam Ali
ve Fransa Devrimi basligi ile yazmistim. Fransa Devriminin
insani ve insan aklinin kabul ettigi ve dogru bir
toplumun kabullendigi yönleri, hepsi İmam Ali'de mevcuttur,
hatta orada olandan daha da çok miktarda. Ve hatta
Marks'in sonradan beyan ettigi birçok görüsü İmam
Ali tanimaktadir.
İmam Ali "Ben, bol ve üst üste yigilmis bir nimet
görmüyorum ki onun yaninda da zayi edilmis bir hak
bulunmasin" diyor. İste bu, toplumsal adaletin
doruk noktasini göstermektedir. Çünkü senin, ihtiyacinin
üstünde sahip oldugun bir sey bir baskasindan alinmis
olmalidir. Fakat görüyorsunuz ki bugün bir çok yerde,
kanun, gayri mesru servet sahiplerini desteklemektedir.
Konulan kanunlar, hep güçlüleri zayiflara musallat
kilmak ve zenginleri fakirlerin üstünde tutmak yönündedir.
Soru: Üstat Jordac hemen sormak istiyorum, nasil oldu
da büyük ve salih insanlar arasindan İmam Ali'yi konu
edindiniz? Acaba zamanin ihtiyaçlari ve asrimizin
çikmazlari mi sizi bu seçime yöneltti?
Jordac: Bakiniz, zamanimizda, Müslüman yazarlarin
ve büyük arastirmacilarin Peygamber (s.a.a) hakkinda
yazdiklarinin çogunlugu insaf çerçevesi içindedir.
Çünkü dogudan ve batidan onun hakkinda yazanlar, insafa
riayet etmislerdir. Bu yüzden, ne benim ne de baskasinin
islahi ve açiklamasi gerekli degildir. Ancak İmam
Ali (a.s) konusunda durum böyle degildir. Ben İmam
Ali (a.s) hakkinda yazilanlara baktigimda, bir tür
aldatma ve hüsran gözlüyorum. Çünkü yazilanlarin çogu,
kisitli tarih meseleleri hakkindadir ki sinirli bir
tesiri vardir. Ben, İmam Ali'nin bütün ümmetler ve
zamanlar için salahiyetli ve uygun oldugunu düsünüyorum.
İste olaya bu açidan bakarak, İmam Ali hakkinda bir
kitap yazmaya basladim. Fransa devrimi fikirleri kitabi
da, tarih hakkinda çalismak ve ayni zamanda zamanin
ihtiyaci olan bir soruna da çare aramak için yazildi.
Soru: Zaman derken yirminci asri kastediyorsunuz herhalde?
G. Jordac: Evet evet.
İnsan haklari, zamanin degismesiyle degismiyor. Özgürlük
hakki, yasam hakki, bir kimsenin baskasi degil de
kendisi olma hakki, bütün bunlar İmam Ali'de mevcuttur;
İmam Ali'nin fikirlerinde ve özellikle Nehcül Belaga'da
görülmektedir. Temiz ruh, salim ahlak ve bütün insanlarin
kendilerini özgür hissetmelerinin gerekliligi gibi
konulari İmam Ali'nin görüslerinde bulursunuz.
Hatta İmam Ali'nin zirhini alip sonra inkar ettiklerinde,
hakkini aramak için kadiya gitmistir. Bu peygamberlerin
ahlakinin bir örnegidir. Demek ki o, varlikçi bir
adamdi ve varlik, belli bir zaman ve herhangi bir
hudutla sinirlandirilamaz. Onun var olusu bütün asirlari
kapsar. İmam Ali, zihninde, fikrî ve edebî eserlerinde
bütün zaman ve mekanlarda yasayan insanlarin tüm arzularini
bir araya toplamistir.
İmam Ali'nin yüceligi, onun belli bir zaman, mekan
ve kavim için degil bütün insanlik için mesaj sahibi
olmasindan kaynaklanir. Sen bir kavim için ve bir
din için degilsin, bütün insanlik içinsin! Hiçbir
kavimde ve hiçbir zamanda İmam Ali gibisini bulamazsiniz.