TARIHE YOLCULUK - 4
BOSNA HAKDOSTLARI
Gunahim cok dildeyim
Teslim oldum eldeyim
Ben yolumca yoldayim
Allah eyvallah pirim
Guvenc Abdal
Basil'in yakilmasi ve yandaslarinin denizde bogdurulmasi
(MS 1111) olayindan sonraki 40 yil boyunca Bizans
arsivlerinde bu inanca ait bilgi yok. 1150 lerdeki
kayitlardan, onlarin tekrar orgutlendiklerini anliyoruz.
1203 yilinda 4. Hacli Seferine katilmis olan Latinler
Bizans'i isgal etti. İmparator ve Patrik İznik'e kacti.
Bizans 4 kralliga bolundu. Kimsenin Hakdostlari ile
ugrasacak gucu ve zamani yoktu.
Bu zaman diliminde Trakya'da surgunde olan Hakdostlarindan
bir kismi Canakkale Bogazi uzerinden Anadolu'ya gecerek
evvelce Corum bolgesinden buraya surulmus olanlarla
bir araya geldiler.
Bir kismi yerlerini terk etmeyip Trakya'da kaldilar.
Dimetoka 400 yildir bu inancin merkezi gorevini gormustu.
Orayi tamamen terk etmek olmazdi.
Bir kismi ise Bati'ya dogru hareket ederek Bosna'ya
kadar geldiler. Bosna'da Katolik inanci egemendi.
Yonetici prenslere Ban adi veriliyordu. Bunlar da
Macar Kralligi'na bagli idiler.
Gerek Bosna'ya gerek Anadolu'ya gecenler Dimetoka
merkezi ile baglarini korudular.
Hakdostu inancini kabul eden Bosna Prensi Ban Kulin
(1189-1204) zamaninda Dalmacya ve Bosna'da yerlestiler.
Corum'dan surgune gonderildiklerinden beri 400 yil
gecmisti... Ama inanclarini korumuslardi.
Papa İİİ. İnnosent Macar Krali'na baski yaparak Hakdostlari
inancina karsi onlem almasini istedi. Kralin baskilarina
dayanamayan Ban Kulin, Bosna ileri gelenleri ve kilise
temsilcileri onunde Katoliklige baglilik yemini etti.
Ancak inanc sahiplerine baski yapmadi.
Papa, 1204 yilinda olen Ban Kulin'in yerine koyu
Katolik ve Hakdostu karsiti bir Ban atadi. Ancak Bosnalilar
ayaklanarak Hakdostu inancini benimseyen Ninoslar'i
Ban yaptilar. Bu donemde inanclarini Slovenya'ya kadar
yaydilar.
Bu gelismelerden telasa dusen Papa İİİ. Honorius
(1216-1227) bu yayilmayi kuvvet kullanarak durdurmasi
icin Macar Krali İİ. Andros'u ikna etmeye calisti
ama sonuc alamadi.
- Sayfa 16 -
Sonraki Papa İX. Gregori, Hirvatistan Duku'nu, Hakdostlarina
karsi savas acmasi icin ikna etti. Savas yillarca
surdu, Hirvatlar basari kazanamadi.
Papa, Bulgaristan Cari İİ. Asen'in Hakdostlarina
gosterdigi hosgoruden de rahatsizlik duyuyordu. Ancak
Bulgaristan 1238 de İznik Ortodoks Patrikligine baglandigi
icin Papa'nin etki alani disina cikmisti. Papa, 1238
yilinda Macar Krali İV. Bela'ya bir mektup yazarak
onun Hakdostlari inancini yok etmek uzere Bulgaristan'a
bir Hacli seferi duzenlemesini istedi. Macaristan
bu sefer icin hazirlik yaparken, Mogol ordulari Macaristan'i
isgal etti. (1241-1242)
HAKDOSTLARİ İNANİSİNİN BATİ AVRUPA'YA YAYİLMASİ
ALMANYA
Hakdostlari inancinin bati Avrupa'da yayilmasinin
nedenleri sunlardi:
1-Kendilerine daha guvenli bolgeler arayan Bosnali
Hakdostlarindan bir kismi Bati'ya dogru goc etmisti
2-Avrupa'li tuccarlar Dalmacya'da, Hirvatistan'da
ve İstanbul'da bu inancla tanismis ve bazilari bu
inanci benimsemisti.
3-Hacli Seferleri sirasinda Balkanlar ve Anadolu'da
bu inancla karsilasan Hacli askerlerinden bir kismi
bu inanca baglandilar.
Gercekten de, 1100 lu yillarda bu inancin gorulmeye
baslandigi Bati Avrupa'nin Sanders, Sampanya, Luar
Vadisi, Ren bolgesi gibi yerler, Hacli Ordusu'na katilimin
en yuksek oldugu yerlerdi.
Hakdostlari 1144 yili civarinda Liej ve Koln'de orgutlu
olarak ortaya ciktilar. Hazirliksiz yakalanan Katolik
Kilisesi, tedbir almakta gecikmedi.
"1160'da Oksford, 1162'de Flanders, 1167'de
ise Burgundu'da toplanan Hristiyan Konsilleri,
'Albigenlerin ve Katharlarin (Hakdostlari orada bu
adlarla taniniyorlardi) Divrigi kokenli sapkinlarin
ardillari ve uzantilari olduklarini' vurguladi ve
onlari lanetledi."
(Seta B. Dedoyan, The Fatimid Armenians, sayfa 38,
Brill 1997)
Kilise tarafindan kiskirtilan Hristiyanlar, katliam
yapmaya basladilar. 1120'de Suasson'da, 1144'de Koln'de,
1167'de Vazelari'de Hakdostlari linc edilerek oldurulduler.
1163'de Koln'de diri diri atese atilarak yakildilar.
Ren Vadisi'nde yasanan vahsetin bir tanigi olaylardan
birini soyle anlatiyor:
"5 Agustos gunu dort adam ve bir kiz cocugu
sehrin (Koln) disina cikarilarak yakildilar.
Kiz cocugu eger yanindakilerin ugrayacagi akibetten
korksaydi ve kendisine yapilan tavsiyelere uysaydi,
halkin sempatisi onu kurtarabilirdi. Fakat o kendisini
atese atti ve yanarak oldu"
Sonau'lu Ekbert'in anilarindan
www.mystae.com/restricted/streams/gnosis/cathar.html
- Sayfa 17 -
Kilise, halki Hakdostlari'na karsi kiskirtmak icin
yine malum "mum sondu" iftirasini kulaniyordu.
"Bodrumlarda ve cesitli gizli yerlerde toplanirlar
ama orada iki cins serbestce karisirlar. Mumlar yakilinca
toplulugun arkasinda yatan bir kisiye herkesin onunde
ciplak kicli kadinlar teklif edilir. Mum sondurmeden
sonra Kaos baslayinca herkes ilk anda zapt edebildigi
ile sevismeye baslar." De Nogent 1907
"Bu merasimden sonra lambalar sondurulur ve herkes
cinsine bakmadan en igrenc sefahatla ilgili faaliyete
baslar... Bu dehsetli is bitince, lambalari yine yakarlar
ve herkes yerine doner." Papa İX. Georgius
(İsmail Engin/Havva Engin, Alevilik, Kitap Yayinevi
2004, sayfa 130-131)
Katliamdan kurtulmak icin Mans'i gecerek İngiltere'ye
siginan bir gurup ise, Kilise'nin kiskirttigi halk
tarafindan kisin en soguk ayinda cirilciplak soyularak
buzlarin arasina atildilar ve donarak olduler.
GUNEY FRANSA (OKSİDANYA)
Tum bu agir kayiplara ragmen bazi topluluklar guneye
yonelerek Fransa'nin Lombardin ve Langodok bolgelerine
ulasmayi basardilar. Burasi Oksidanya diye bilinir.
Refah duzeyi yuksek olan bu bolgede halkin kiliseye
bagliligi azdi. Burada hosgoru ile karsilandilar.
Hakdostlari, burada Albigenler olarak adlandirildilar.
Albi, Latince 'parlak beyaz isik' anlamina gelen Alba
kokunden turetilmisti. "İsik insani" anlamina
geliyordu. Arastirmaci yazar Erdogan Cinar'a gore,
Alevi tanimlamasi da, "isik insani" tanimlamasinin
tam karsiligidir. "Alev" kokune "i"
aidiyet takisi eklenerek elde edilmistir. Aleve (isiga)
ait demektir. 16. yuzyilin sonlarinda Anadolu'da Alevi
zumreleri "İsiklar" veya "İsik taifesi"
olarak adlandirilirdi. Bu benzerlik gercekten dusundurucudur.
Hosgoru ortamina kapilan Albigenler, 1167 yilinda
Tuluz yakinlarinda bir kurultay topladilar. İstanbul'dan
gelen gezginci Hakdostu dervisi Niketos, kurultaya
baskanlik etti. Bu kurultaydan sonra bircok yerde
Albigen ileri gelenleri ile Hristiyan din adamlari
halk huzurunda tartismali toplantilar yaptilar. Albigen
inanisi ustunluk sagladi, kiliseler cemaatsiz kaldi.
Hatta din adamlari dahi kiliseyi terk ettiler.
1198 yilinda Papa olan İİİ. İnnosent, Albigenleri
yola getirmek icin Dominik de Guzma'yi (1170-1221)
gorevlendirdi, ama basari saglayamadi. 1204 yilinda
Aragon Krali'nin onerisi ile, Albigenlerle Katolikler
uzlasmak icin bir araya geldiler. Katolik gorevlisi
uzlasmaya yanasmadi.
Kilise, uyarilarina ragmen Albigenleri korumaya devam
eden Tuluz Kontu'nu aforoz etti. 1208 yilinda Kontun
subayi Papa'nin elcisini oldurdu. Papa'nin talebi
uzerine Fransa Krali'na bagli Hacli Ordusu guneye
indi. Karkason halki, gece gizlice sehri terk edip
civar derebeylerinin satolarina siginarak hayatlarini
kurtardilar. Kacamayan Beziers halki feci sekilde
kilictan gecirildi. Unlu katil Baspapaz Arno Amuari'nin
emriyle benzeri gorulmemis bir katliam yasandi.
- Sayfa 18 -
"Kiliclarindan kan damlayan Kuzeyli Baronlar
zirhlarini sakirdatarak geldiler ve Baspapaz Arnaut
Amuari'nin huzurunda diz vurup sordular:
-Albi sapkinlari coluk cocuk Beziers Katedrali'ne
sigindilar. Onlari korumak isteyen dini butun halk
Katoligiyle, Yahudisiyle aralarina karismis. Tanri'nin
kullarini seytana tapanlardan nasil ayiracagiz Peder?
Albiler'in uzerine Hacli Seferini Roma adina yoneten
Baspapaz yanitladi:
-Hepsini oldurun, Tanri kendi kullarini ayirir"
22 Temmuz 1209 ; Beziers
(Mine G. Kirikkanat, Gulun Oteki Adi, Epsilon Yayincilik
2004, sayfa 16)
Baspapazin emriyle bu katliami yapan Monfort, Hacli
Ordulari Komutanligi'na atandi. 1210 yilinda Minerva
Kalesi dustu. Monfort, kaleye siginmis olan yuzlerce
Albigen'i diri diri yakti. 1211 yilinda dusen Larkur'da
ise 400 kisi yakildi.
Monfort, Tuluz kusatmasinda bir mancinik tasiyla
yaralanarak oldu. Tuluz Kontlugu, guneyden yardima
gelen Aragon Kralligi destegi ile kusatmaya direndi.
1216 yilinda Papa olan İİİ. Honorius'un tesviki ile
Fransa krali Vİİİ. Lui yeni bir Hacli Seferi baslatti.
Tuluz Kontu teslim oldu.
Meydanlarda buyuk ateslerde yakilan Albigenlerin
ugradigi zulum bile bu inanci ortadan kaldirmaya yetmeyince,
Katolik Kilisesi, Hacli Ordulari'ndan daha vahsi bir
kiyim makinesini harekete gecirdi: Engizisyon Mahkemeleri.
Tarihte Engizisyon Mahkemeleri ilk defa Albigenler
icin kuruldu. Tum hukuk kurallarinin disinda isleyen,
krallarin bile karisamadigi bu mahkemelerin ilk baskani
Giyom Arno idi.
Bu mahkemenin cani yargiclari olan papazlar:
" 'Ates Masumlari yakmaz' diyorlardi... Onlara
gore atesin yaktigi herkes suclu idi. Bu vahsi tezlerinin
dogrulugunu kanitlamak icin kimilerini sadece ateste
tutsuleyip birakiyorlardi."
(Mine G. Kirikkanat, Gulun Oteki Adi, Epsilon Yayincilik
2004, sayfa 71)
Oksidanya Halkdostlari (Albigenler) 1230-1240 arasinda
en zor donemlerini yasadilar. Tum insanlik tarihi
boyunca bu kadar planli, surekli bir zulum o zamana
kadar yasanmamisti.
1240 yilinda Oksidanya'da Haclilarin eline gecmeyen
sadece Monsegur Kalesi kalmisti. Bu kaleyi Albigenler
1204 yilinda yeniden insa etmislerdi. Yuvarlak hatli
eski temeller kullanilmamis, her kosesi dik acili
ve altin orana uygun yeni bir plan uygulanmisti. Altin
oran, yaratilmis her nesnede bulunan bir mukemmellik
olcusudur. Evrenin guzellik orantisidir. Deniz kabugundan
cam kozalagina ve insan vucuduna kadar her canlida
bulunan altin oranin insan eli ile ilk uygulanisi,
Misir'daki Buyuk piramittir. (MO 2800). İste Albigenler,
arastirmaci yazar Erdogan Cinar'a gore, anayurtlari
Anadolu'dan gelirken uzak gecmise uzanan inanislari
ile birlikte bu mimari sirri da beraberlerimde getirmislerdi.
(Aleviligin Kayip Bin Yili, sayfa 106).
- Sayfa 19 -
1242 yilinda Engizisyon basyargici Giyom Arno'nun
engizisyon yargiclari ile birlikte yeni katliamlar
planlamak uzere Tuluz yakinlarinda toplandigini haber
alan Monsegur Sovalyesi Piyer Rojer bir baskin duzenleyerek
yargiclari baltalarla parcaladi.
Bunun uzerine on bin kisilik Hacli Ordusu 1243 yilinda
Monsegur'u kusatti. Kalede yuz kadar savasci, ikiyuz
kadar Albigen ve yerli halk yasamaktaydi. Kaledekiler
gizli gecitleri kullanarak yiyecek sagliyorlardi.
Aralik ayinda Hacli Ordusu, dagi iyi bilen Bask savascilarini
kiralayarak burclara 80 metre kadar yaklasti ve manciniklarla
kaleye gulle atmaya basladi.
Albigenler, kale kumandanina giderek teslim olmak
istediklerini, kendileri yuzunden baska insanlarin
olumune razi olmadiklarini bildirdiler. 2 Mart 1244
tarihinde kale kumandani Piyer Rojer, Haclilarla bir
anlasma imzaladi. Bu anlasmaya gure:
"- Engizisyon yargiclarini baltalarla parcalayanlar
dahil, tum savascilar affedilecek
-Albigen olmadigini beyan eden herkes serbest birakilacak
-Albigenler Engizisyon Mahkemesi ve halkin onunde
inanclarindan caydiklarini aciklamalari halinde olumden
kurtulacaklar, aksi taktirde atese atilarak diri diri
yakilacaklardi."
Haclilar, onlarin atesten korkarak geri cekileceklerini
umuyordu. Ama tam aksine, kale halkindan 15 kisi Albigenlere
katildilar. 16 Mart sabahi kale teslim oldu. Albigenlerin
sayisi 225 kadardi. Bunlar savascilardan ayrildilar,
sarp tepeden asagi dogru, onde insan-i kamiller, arkada
talipler tutusturulmus saman ve odun yiginina dogru
yuruduler.
"...Hacli Ordularinin gumus zirhli sovalyeleri
gozlerini egdiler, basit askerler ise buyulenmis gibiydiler.
Hacli seferinin dinsel kutsayicisi tilki kadar kurnaz
Narbon Piskoposu, havada bir hayranlik solugunun kokusunu
aldi. Olume gidenlerden hic olmazsa birine fire verdiremezse
eger, bu olaganustu manzaranin babadan ogula kalan
bir miras gibi yuzyillarca anlatilacagini sezmisti.
Son bir umutla gerilmis yay gibi yerinden firlayarak
kostu, ates cemberi ile Albigenler arasina dikildi:
-Durun, durun diyorum size! Bir kez daha dusunun.
Aranizdan cayan yok mu hic mezhebinden? Engizisyon
kararina ragmen ben, son bir sans taniyorum nedamet
getirenlere!
Albigenler duymadi... Albigenler durmadi... Kafileye
onculuk eden insan-i kamillerden Bertran Marti, baska
bir soruya cevap verir gibi gulumseyerek soylendi:
-Biz hepimiz kardestik.."
Monsegur, 16 Mart 1244
(Mine G. Kirikkanat, Gulun Oteki Adi, Epsilon Yayincilik
2004, sayfa 71)
Atesin uzerine uzatilmis merdivenlere tirmanan Albigenler,
kendilerini tek tek alevlerin icine biraktilar.
Onlar Corum'dan, Divrigi Kalesi'nden surgun edilerek
Rodop Daglari'na, Filibe'ye gelmisler, buradan da
goc edip yayilarak ve yollarinin uzerindeki halklari
kendi inanislarina katip buyuyerek Dalmacya ve Bosna
uzerinden Almanya'ya Ren Vadisi'ne, oradan da Oksidanya'ya
ulasmislar, Monsegur'da, Pirene Daglari eteklerinde
yakilan bu ateste kavrulup kul olmuslardi.
- Sayfa 20 -
Bu katliam on sene boyunca devam etti. Bu vahsete
dayanamayan yerli halkin ayaklanmalari da Katolik
Hacli askerleri tarafindan kanla bastirildi.
Oksidanyali son insan-i kamil 1321 yilinda yakildi.
Onlar hic var olmamis gibi yok olup gitmediler. Onlarin
inanci;
"...bugun Fransa'da Pirene Daglari'nin dogu
yamaclarinda Tulus kenti cevresinde; on iki sayisinin
kutsalligi, karsilasan kisilerin ucer kez opusmesi,
insana saygi, belli tapinak yerlerinin (onlarda kilise)
olmazlanisi, din adamlarinin bir lokma bir hirka ile
yetinmesi, ele, dile, bele baglilik, atesin ve ocagin
kutsanmasi vb. olarak yasanmaktadir."
(Nejat Birdogan, Anadolu Aleviligi ve Pir Sultan Abdal,
Pir Sultan Abdal Kultur Dernegi Yayinlari, 1998)
Rahmetli Nejat Birdogan agabeyimizin de belirttigi
gibi, bu bolgede halen insanlar kiliseye gitmemekte
ve saltanatli kilise hiyerarsisi ragbet gormemektedir.
Aynen MS 300 lu yillardan beri Corum basta olmak uzere
Anadolu'nun bagrinda tesbit ettigimiz eski Anadolu
inanisinda oldugu gibi. Belki de henuz tespit edemedigimiz
binlerce yil daha onceden oldugu gibi...
Son zamanlarda, bazi Alevi yurttaslarimizin kandirilarak
Hristiyanliga gectiklerini duymaktayiz. Umarim ki,
bu bilgiler onlara da ulasir ve onlar nadim olarak
bu kararlarindan geri donerler.
OKSİDANYA HALK OZANLARİ
Yedi yuzyil gececek,
Sonra basimizdaki tac
Bir kere daha yesillenecek.
Anon, 13. yuzyil halk ozani
600 lu yillarda, Ortodoks Kilisesi, Anadolu'da yine
teror estiriyor, Hristiyanlik oncesi Anadolu dinsel
inancina ait yazmalari bulunduranlar agir cezalara
carptiriliyordu
"...bulundugu taktirde kitaplarin yakilmasini
emrettiler. Kim onlari gizlerse olume mahkum edilecek
ve kamu hazinesi tarafindan butun mali kamulastirilacaktir."
(Peter of Sicily, C. Astruc, W. Conus Wolska, J. Goillard,
P. Lemerle,
O. Papachrysstonthou, ve J. Paramelle, Precis ed.,
Tom 4, 1970, s. 69-97)
- Sayfa 21 -
Bunun uzerine Pir Sultan Abdal (Silvanus, MS 653-680)
, Cibossa'da (Sivas) Yildiz Dagi yamaclarinda kurdugu
dergahinda sozlu gelenegin temellerini atti. İnanis
yazi ile degil, artik saz esliginde soz ile aktarilacak
ve korunacakti.
MS 870 yilinda Battal Gazi (Krizoher) ile gorusmek
icin Divrigi'ye giden Bizans İmparatorluk elcisi Sicilyali
Peter, notlarinda bu durumu soyle anlatiyor:
"Silvanus'un gorusleri hala aramizda yasiyor.
O sapkin, inanclarini yazi ile degil, sozle aktardi.
Boylece sozlerinin, yazilarinin hic degismeden kusaktan
kusaga aktarilmasini sagladi."
(Peter of Sicily, Tom 4, ayni sayfalarda)
Boylece Anadolu'da asik gelenegi ve gezici ozanlar
donemi basladi.
Avrupa'da ilk gezgin ozanlar, Albigenlerin gelisi
ile birlikte Oksidanya'da goruldu. Buradan Kuzey Fransa,
Kuzey İtalya, Almanya ve İngiltere'ye yayildi. Bu
gezgin ozanlara
İspanya'da trubador, Kuzey Fransa'da truver, Almanya'da
minnesinger, İtalya'da travatore denildi.
Bu gezgin ozanlarin uslup ve temalarinda ortaya cikan
o gune kadar Avrupa'da gorulmemis yenilikler, Erdogan
Cinar'a gore, Anadolu kaynakliydi. (Aleviligin Kayip
Bin Yili, s. 115)
O zamana kadar kilisenin kasvetli melodilerinden baska
sey duymamis olan insanlar sasirtici bir edebi zenginlige
ve cesitlilige sahip bir kulturle karsilastilar.
taslamalar - hicivler (sirvetes) ; atismalar (partimens)
; kocaklamalar (gaps) ; agitlar (planhs) ; kosmalar
(cansas) ; doga siirleri (pastorals) ; isyan siirleri
(tex-partis) isitilmeye baslandi.
Gunluk yasam, insan iliskileri, romantizm bugunku
anlami ile Avrupa'da ilk defa onlarin dili ile soylendi.
Trubador muziginin buyuk cogunlugu Anadolu Alevi
tarzinda donusludur. Muzik bir kalip icinde sabit
kalip tekrar ederken sozler degiserek surer.
Trubadurlarin yarattigi bu ortam icinde kadinlar
Kilise boyundurugundan kurtuldular, hatta Oksidanya'da
gezici kadin ozanlar bile ortaya cikti.
Dante (1256-1321) İlahi Komedya'yi bu ilhamla yazdi.
Yeni hayat adli eserini trubadur tarzinda kaleme aldi.
Bu gelenegin etkileri, modern bati edebiyatinin gelismesine
onculuk etti.
Gezginci ozanlar, Trubadurlar, Albigenlerle beraber
engizisyon mahkemelerine verilip yakildilar.
Evvel baharda, susuz bozkirda acmis cicekler gibiydiler,
erkenden soldular. Tohumlari ruzgarin onune dustu.
(Erdogan Cinar, Aleviligin Kayip Bin Yili, sayfa
117).