Sevgili Grup Üyeleri
Hakk Muhammed Alî Yolu'na riyadan arınarak bağlanan
sevgili canlar
Tümünüze Aşk-ı niyazlarımı sunarım.
Üç-beş günden bu yana sitemizde anlamsız bir tartışma
sürdürülmektedir. Tartışmanın bir yanı MHP'lilerin Erciyes
Dağı'nda semah dönmelerine ifrit olurken, öteki yanı
"ne var bunda" demektedir.
Biz Bektâşî Fukaraları (VATAN SAVUNMASI HARİÇ) politika
ile uğraşmaktan pek hoşlanmayız. Bu nedenle böyle bir
tartışmanın içine girmek istemiyordum. Ama tartışma
nın bir yanı sınırı çok aştığı için karışmak zorunda
kaldım. Bu nedenle YOL'a içtenlikle bağlı olan can kardeşlerimden
bağışlanmamı dilerim.
Tartışanların her iki yanı da, bir şeyi göz ardı etmektedirler:
Bizim semahlarımız seyirlik oyunu değildir.
Hacı Bektâş Velî'nin buyruğu ile" Semahımız oyuncak
değildir". Oyuncak olmadığı için de her yerde,
hele hele iktidarı kapmak ve kapılan iktidardan çöplenmek
isteyenlerin şölenlerinde asla yapılmaz ve de yapılmamalıdır.
O; Hakk Muhammed Alî'nin, On iki İmamların, On yedi
kemerbestegânların, biri kirk kırkı bir olanların, manevi
huzurunda dönülür. Bu dönüş bir raks değildir. Dönenleri
ve izleyenleri Tanrı'ya ulaştıran bir ibadet biçimidir.
Hepimiz Alevîlik adına konuşuyoruz ama bunu söylemiyoruz
ya da söylenmesi gerektiğini anımsayamıyoruz.
GELELİM İŞİN SİYASİ BOYUTUNA:
Siyaset insanları yönetme ve yönlendirme sanatıdır ve
iktidar olmak için yapılır. İLKELERDEN ÖDÜN VERMEMEK
KOŞULU İLE , sorumlu politikacı dün hasım (düşman )
oldukları ile yarın dostluk kurup ittifaklar yapabilir.
Siyaset asla ve asla kan davası zihniyeti ile yapılmaz.
Değişen koşullarla karşılaştığımız zaman dostlarımızı
ve hasımlarımızı değiştirebilir ve yeni yeni ittifaklar
kurabiliriz. Bu yaklaşımın ahlâk dışılıkla, yiğitlikle
veya geçmişe ihanetle hiç ilgisi yoktur. Bu yargımı
kendi tarihimizden iki örnekle açıklayayım:
Biz Türkler 17. yüzyıldan 20. yüz yılın başına değin
Ruslarla savaştık. Bu savaşlarda çok kanlar döküldü.
Ama 1919'da Bolşevik Rusya ile, emperyalizme karşı müttefik
olduk. Bolşeviklerin desteği olmasa idi Ulusal Kurtuluş
Savaşımızı kazanmamız nerdeyse olanaksızdı.
Yüce Atatürk'ün ulusallığından şüphe etmek, bilgisizlik
değilse aptallıktır. Ama o büyük ulusal demokratik devrimci
Kafkaslarda ve Azerbaycan'da, Türk'ün bağımsız devlet
kurmasına karşı çıktı. Kazım Karabekir Paşa'ya yazdığı
mektupta, " Bolşeviklerle aramızda set kurulmak
isteniyor, buna şiddetle karşı çıkalım, eğer İngiliz'in
bu oyununa göz yumarsak savaşı kaybedebiliriz"
demiştir. Atatürk, mazlum ulusların bu arada da tüm
Türklerin umut kapısını kapatmamak, yani Bağımsız Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurulmasını engellememek için öz kardeşlerinin
bağımsızlığına karşı çıkmıştır. Fakîr'e inanmayanlar
Büyük Nutkun (Söylevin) birinci cildine ve belgeler
bölümüne bakabilirler.
Gelelim MHP sorununa:
Bu yıl Fakîr'i Afyonkarahisar- Şuhud- Kayabelen kasabası'nda
yapılan bir törene konuşmacı olarak çağırdılar. Orada
8-10 bin izleyici vardı ve bunların nerdeyse tama yakını
Alevi/ Bektâşî inançlı canlardı. Bu insanlar şunları
şiddetle alkışlıyorlardı: Bayrak, Türk, Atatürk… TRT'nin
bayan türkücülerinden birisi, " Hoş gelişler ola
Mustafa Kemâl Paşa" diye başlayan türküyü halkın
şiddetli ve ısrarlı isteği üzerine 10- 15 dakika ve
üç-beş kez yinelemek zorunda kaldı. Koca alan "
bir daha !Bir Daha!" inliyordu.
16 Ağustos 2006 günü Hacıbektaş'ta Sevgili Miyase İLKNUR,
Hacı Bektâş Barış ve Dostluk Ödülü'ne layık olması nedeni
ile güzel bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın en çok alkış
toplayan bölümü " Bu ödüle ben değil Atatürk layıktır"
sözleri idi. Bu sözler alanda bulunan binler tarafından
ayakta dakikalarca alkışlandı.
Bu gün Anadolu ve Trakya'da hangi Alevî/ Bektaşî köy
veya kasabasına gidin mezarlıkta bir Türk bayrağı görürsünüz.
Bu bayrağın altında emperyalizmin uşakları tarafından,
genç yaşında sehid edilen, bir can yatmaktadır.
Bu örneklerden hangi sonuca varacağız: Türkiye'de yaşayan
Alevî/ Bektâşîleri milletten, bayraktan, Atatürk'ten
ayıramazsınız. Ayırırsanız onları yanlışa gitmeye zorlarsınız.
Bu açıklamalardan sonra şimdi soruyorum?
Acaba insanlarımızı (Özellikle Alevîleri) MHP'ye yönlendiren
Cemal ŞENER midir? Yoksa bayrak, Türk, Vatan, Atatürk
sözcüklerinden, kırmızı görmüş boğa gibi ürken, Alevîliği
İslâmın dışında gören, insanlığın büyük ve tek evlâdı
Hz. Alî'yi Arap olmakla suçlayanlar mıdır?
Sevgili dostlar şu anda özellikle Orta Anadolu ve
Batı'da Alevî köy ve kentlerinde MHP'ye karşı eski
düşmanlık kalkmakta veya kalkma yolundadır.
Üzerine düşen görevi, namusluca yapmaya çalışan Cemal
Şener'i suçlayacağınıza, bu değişimin sebebini araştırın.
Bunun suçlularını bulunca da, " bu bizdendir
diye" onlara asla hoşgörü göstermeyin.
Alevî/ Bektâşîler MHP'ye Dostça Yaklaşmalı mı?
Türkiye ABD ve AB kıskacının içine düşmüş, hızla bölünmeye,
iç savaşa doğru gitmektedir. Bu gidişi durdurmanın
tek yolu, TIPKI MİLLİ MÜCADELEDE OLDUĞU GİBİ, Alevî-
Sünnî- Türk- Kürt- Çerkez- Boşnak vb. tüm insanların
birleşmesidir. Türkiye 1980 önceki yapay çelişkiyi
aşmıştır. O günlerde insanlar sağ- sol diye ayrışmışlardı.
Saflaşmalar bu eksende yapılıyordu. Maraş, Çorum,
Yozgat, Sivas kıyımları bu saflaşmadan doğmuştu. Namuslu
insanlardan dökülen kanlarda MHP'nin önemli oranda
parmağı vardı. MHP ve MHP'liler KONTR-GERİLLA'nın
güdümüne girerek bu suçları işliyorlardı. Tıpkı solda
yer alan bazılarının durumu gibi…
30 yıl boyunca yaşadığımız acı olaylar MHP'yi değil
MHP'lileri de, bizleri de eğitmiştir. Bu nedenle,
acıyı bal eyleyip, vatanımızın ve ulusumuzun hatırı
için tüm vatanseverlerle omuz omuza vermek zorundayız.
Peki MHP Nasıl Bir Parti?
MHP'nin kurmayları, son on yılda çok kötü bir sınav
verdiler.
Birinci suçları ABD'nin Türkiye'deki operasyonuna
alet olmak, yani 3 Kasım Seçimlerinin yapılmasına,
Ecevit'in yalvarıp yakarmasına karşın, alet olmaktır.
İkinci suçları Avrupa Birliği macerasına öncülük etmek
ve bu saçmalığı da hala devam etmek.
Türkiye'yi bağımlılığa, hatta köleliğe zorlayan IMF'ye
tavır koymamak.
TÜRK- İSLÂM sentezi saçmalğını terk ettiğini açıklamamak.
Türkiye'nin ittifak kuracağı ülkelere, örneğin Rusya,
Çin, İran, Suriye, Hindistan gibi, düşmanlık gütmek.
Bağımsızlık savaşı verecek olan Türkiye'yi mazlum
uluslardan soyutlamayı politika haline getirmek.
MHP yukarıda özetle saydığım, artırılması olanaklı
hatalarından vaz geçerse, onların bu vaz geçmesinde
samimi olduklarına inanırsam, oyumu MHP'ye veririm
ve verilmesini de savunurum.
Kırdığım olduysa bağışlanmamı dilerim.
Hakk Yolu'na, Ulusumuza ve Vatanımıza içtenlikle bağlı
olanların yardımcısı Allah Muhammed Alî olsun!
Gerçeğe Hü!
Şakir Keçeli