ALEVILER ve MHP
Cemal SENER
Bu baslik Taha Akyol'un 9.8.2006 tarihinde Milliyet
gazetesindeki; köse yazisina koydugu basliktir. Akyol;
"MHP, her sene Tekir Yaylasi'nda yüzbinlerin katilimi
ile 'Zafer Kurultayi' yapiyor. Bu seneki kurultayin
özelligi Alevilige açilim yapilmasiydi. Katilimcilara
dagitilan 'Kurultay' dergisinde, Mehmet Hasoglu'nun
"Yetis Ya Muhammet, Yetis Ya Ali" baslikli
yazisi vardi. Alevi-Islam inanç ve kültürü anlatiliyordu,
dört kisilik bir ekip 'SEMAH DÖNÜYOR' ve Haci Bektas
Veli'nin nefesleri okunuyordu
" diye yaziyor.
MHP'nin geçen yil yaptigi Kayseri/Tekir Yaylasi Kurultayi'ni
da Tercüman gazetesindeki kösesinde Hakan Akpinar'dan
okumustum. Alevilik ile ilgili ayni argümanlar geçen
yilda yapilmisti. Ondan önceki yilda Alevilik ile ilgili
ayni argümanlar vardi. O yila ait yazilarda Hakan Akpinar'in
MHP'yi inceleyen "Kurtlarin Kardesligi" kitabinda
var.
Yani MHP son bir kaç yildir kendileri için çok önem
verdikleri bu kurultaylarda Alevilik ile ilgili bir
açilim yapiyorlar. Bu yil yaklasik 500.000 kisinin katildigi
tahmin edilen Kurultay'da da Alevilik ile ilgili bu
açilimlarini sürdürdüler.
MHP'nin bu yaptigini degerlendirmek Alevilere ve Türkiye
kamuoyuna düser. MHP'nin bu açilimina kötü birsey yapiyor
dersek haksizlik ederiz. Inandirici olamayiz. Ikna edici
bulup bulmamak tek tek kisilerin bilecegi istir. MHP'nin
bunu oy kaygisi ile yaptigini hiç sanmiyorum. Tam tersine
bu nedenle bazi kesimlerden oy bile kaybedebilir. Bu
açilim oy kaygisi ile yapilacak bir açilim olamaz. MHP'nin
ve özellikle Devlet Bahçeli'nin Genel Baskani olarak
bu yapilanin ciddiye alinmasi gerekiyor. Yapilan Türk
tarihi ve Alevi tarihi açisindan önemli bir olgudur.
1980 öncesi toplumumuz bir "Cinnet" dönemi
yasamistir. Bunun çesitli sebepleri vardir. Bunlari
sogukkanli bir sekilde degerlendirmek gerekir. Ama en
önemlisi toplumdaki "mezhep" farkliligini
"Siyasi" arenaya çekerek "Komünizm"
tehdidine karsi "Yesil Kusak" projesinde kardes
kavgasi çikarip kendi istemlerini gerçeklestirmekti.
Nitekim sonuçta; "Komünizm" çökmüstür, Türkiye'de
sag-sol Alevi-Sünni diye siyasi ve mezhebi dogrultuda
iç savasa giren Türk gençligi 5.000 civarinda kayip
vermistir. Bu isin mimari olan Yesil Kusak Projesi'nin
sahibi ABD zafer kazanmistir. Bu projede Alevi ve laik
gençlik önemli ölçüde Sovyetler Birligi'nin yani Komünizm
cephesinde, Sünni gençlik ve özellikle MHP gençligi
de ABD'nin yaninda "Yesil Kusak Projesi" cephesinde
yer almisti. Bunu artik bugün görmemek için kör, sagir
ve dilsiz olmak lazim. Sagir sultan olmak lazim.
Bu konuda 1980 askeri müdahalesinden sonraki yargilamalardan
birinde; 34 idam istemli 74 sanikli Ankara sikiyönetim
mahkemesindeki davada ölüm cezasi ile yargilanan Dev-Yol
davasi saniklarindan Mahmut Kök; 12.12.1982 tarihli
Günes gazetesindeki haberde mahkeme heyetine söyle diyor."
"Piyangotepe, Balgat, Maras ve Çorum katliamlarinin
tertiplenmesinde ABD büyükelçiliginden bazi görevlilerin
payi vardir." dedi.
Sanik konusmasinin devaminda ise; "Bir seyin çok
iyi belirlenmesi gerekir efendim. Davalarda yargilanan
saniklara bakiyorum, 12 Eylül öncesi ortamini hazirlamaya
bizim gücümüz yetmezdi." dedikten sonra konusmasinin
devaminda;
Piyangotepe, Balgat, Maras ve Çorum katliamlarinin
tertiplenmesinde ABD büyükelçiliginden bazi görevlilerin
yer aldigini, hatta aktif olarak bazi eylemlere katildigini
iddia ediyor. Bu olaylarda CIA'nin parmagi vardir diyor.
Durusma yargici, Sanik Mahmut Kök'ün sözünü keserek,
"Vardir tabii, CIA'nin da, KGB'nin de, SAVAK'in
da parmagi vardir. Herkes kullanmak ister, önemli olan
kullandirilmamaktir." Yargiç, saniktan bu açiklamalarin
ve istemini yazili çolarak Mahkeme Heyeti'ne gelecek
durusmada sunmasini istedi."
26.12.1982 tarihli Günes gazetesinde ise sanik Mahmut
Kök, bu olaylara adi karisan ABD elçiliginden su görevlilerin
isimlerini yazili olarak mahkemeye veriyor: "1978-1980
yillarinda görev yapan Müstesar Mr. Roberts, 1. Sekreter
Alexander Robert Beck, 2. Sekreter Gene Christy, 3.
Sekreter Engenie Price.
Mahmut Kök, 1979'da ABD elçiliginde görevli sekreterlerden
Fugenie Price ve Alexander Robert Beck'in Alevi köylerinde
arastirma yaptigi için sinirdisi edildigini de söylüyor.
Bilmem durusmada idam istemi ile yargilanan Dev-Yol
Davasi saniginin verdigi bilgiler sizler için bir anlam
ifade etti mi? Maras olaylari sirasinda vali yerine
vekaleten bugünkü ABD yanlisi AKP Hükümetinin Içisleri
Bakani Abdülkadir Aksu'nun olmasida galiba bir tesadüfün
sonucu olsa gerekir. Tabi gerek o dönemde yani Maras,
Sivas ve Çorum Olaylari sirasinda gerekse 2. Sivas olaylari
sirasinda CHP'nin hükümette ama eli kolu bagli olmasinin
da bir anlami olmalidir.
Mahkeme dosyalarinda buna benzer yüzlerce belge var.
Bu konularla ilgili bir dizi kitap yayinlandi. Bugün
baktigimizda 1980'den günümüze aradan 26 yil geçmis.
Yani bu olaylardan sonra doganlar bugün 26 yasindalar.
Peki ne yapacagiz MHP ile kan davasi mi güdecegiz. Kimin
biti kanlanirsa saldiriya mi geçecek. Yada taraflari
yeni büyük emperyal güçlerin kullanacagi günü mü bekleyecegiz.
O zaman hemen baltalari çikarip birbirimize saldiracak
miyiz?
Bugün Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, ABD ye karsi
ulusalci bir tavir aliyor. 1980 öncesi bazi iddialarda;
ABD elemanlari "MHP'de cirit atardi" denirdi.
Ama simdi ABD elçisi bile Genel Merkez'den habersiz
Sincan ilçe teskilatini ziyaret edemedi. Devlet Bahçeli
ile görüsmek isteyen ABD büyükelçisine Sayin Bahçeli'nin
yaniti su oldu: Evet görüselim. Devletime, Disisleri
Bakanligina haber verelim. Görüsme tutanaklarinida görüsmeden
sonra Disisleri Bakanligi'na teslim edelim dedi. Galiba
yetkili görüsmeden vazgeçti.
MHP'nin; Kibris Politikasinda, Kuzey Irak-Kerkük ve
PKK , AB meselesinde CHP, DYP, DSP'den ANAP Isçi Partisi,
Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusalci adi verilen kesimlerden
siyasi olarak bir farki yok. O zaman bazi Alevi kisilerin
veya kurum yöneticilerinin Kayseri-Tekir Yaylasindaki
MHP'nin Alevilere zeytin dali uzatmasindan rahatsiz
olmanin mantigini manlamak zor. Geçmiste iki tarafinda
istemedigi aci olaylar yasandi. Peki bunu kan davasi
olarak mi görecegiz. "Yesil Kusak Projesi"
döneminde izlenen siyasete yada "Soguk Savas"
dönemi siyasetine figüran olmaya devam mi edecegiz.
Birilerinin tekrar bizi kullanacaklari günümü bekleyecegiz.
Anadolu'da güzel bir söz vardir. Böyle durumlari çok
güzel ifade eder. Anadolu'da birbiri ile kavgali, kinli,
biçakli aileler, itibarli komsular tarafindan baristirilir.
Kan davasi olan, yillarca süren kinlere son verilir.
Kurbanlar kesilir, sölenler verilir. Iste o zaman iki
tarafada su söz söylenir; "Kani kanla yikamazlar.
Kani suyla yikarlar." Iki taraf baristirilir. Bu
barisin kaliciliginin saglanmasi içinde taraflar birbiri
ile akraba olsun diye ya kirve yapilir. Ya da kiz alip
verilir hisim akraba olunur. Olaya biraz böyle bakmak
gerekir. Alevilerin toplumsal olarak düsmana ihtiyaci
yok. Bizleri geçmiste oldugu gibi gelecektede birbirimize
karsi kullanilmasini istemiyorsak "kan davasi"na
son vermeliyiz. Türkün Türke düsman olmasini Türkü sevenler
degil ancak onlarin düsmanlari isteyebilir. Gün, ulusumuzun
birbirine baris ile kardeslikle siki siki sarilmasi
günüdür.
Bakin 2. Dünya Savasinda Hitler'in çikardigi savas sonucu
65 milyon insan öldü. Bir o kadari da sakat kaldi. Yerinden
yurdundan oldu. Dünyanin haritasi yeniden yapildi. Bu
savas karsisinda Sosyalist Sovyetler Birligi ile Kapitalist
ABD, Ingiltere, Fransa ve diger Avrupa devletleri ayni
cephede ortak düsmana karsi savastilar. Hitler'e karsi
Komünizm ile Kapitalist dünya birlesti. Yani Amerika,
Fransa, Ingiltere v.s. Rusya Hitler'e karsi birlesti.
Ve baris saglandi. Yanlis mi yapildi?
Dün birbiri ile savasan uluslar devletler bugün ortak
bir devlet kurmak AB çatisi altinda biraraya gelmek
için olagandisi çaba gösteriyorlar. Birbirine karsi
kan davasi gütmüyorlar. Çoktan baristilar.
Dünyadaki ve bölgemizdeki siyasallasma süreci böyle
giderse belkide yakin gelecekte CHP, DSP, ANAP, DYP,
IP gibi parti ve düsünce gruplari MHP ile ortak cephede
yer alacaktir. Ulusal çikarlar bunu gerektirebilir.
Bu yaklasimin uçlari simdiden gözüktü. Bundan on gün
önce Divrigi'ne giden CHP genel baskani ni MHP Il örgütü
karsiladi çiçek verdi ve ugurlama törenine katildilar.
Bu durumdan Deniz Baykal'da parti örgütü de oldukça
memnun görünüyordu. Gazeteciler bu kez CHP ilçe örgütüne
ilçeniz Divrigi'ne MHP genel baskani Devlet Bahçeli
gelirse siz de karsilamaya katilirmisiniz diye soru
sormus. CHP ilçe yetkilileri de "elbette"
benimseyerek yapabilecekleri cevabini verirler. Demek
ki hayat devam ediyor. Dis politikada bir kural vardir.
Hiç bir devletin degismez dostlari ve degismez düsmanlari
olmaz. Degismez menfaatler söz konusudur. Türk ulusunun
ortak çikarlari her bireyin menfaatinden, gururundan
v.s. daha önemlidir. Ulusumuzun ve ülkemizin çikarlari
her seyin üstündedir.
Toplumlarin tarihinde de kötü olaylar olur. Ama bunu
kine, intikama, kan davasina dönüstürürsek yeryüzünde
baris olmaz. Baris fikri belkide barisin oldugu yerde
çok anlamli olmayabilir. Baris kavganin oldugu yerde
çok daha anlamlidir. Bugün toplumumuza baktigimizda
1980 öncesine göre tüm toplum ve onlarda yansiyan siyasi-ideolojik
özellikler degismistir. Dünya konjoktörüne bagli olarak
ülkelerdeki toplumsal kümelenmelerde degismistir.
Aleviler'in tarihine baktigimizda Alevilere siddet içeren
saldirilar daha çok Safii Kürtlerden gelmistir. Yavuz-Safevi
çatismasinda "40 bin Alevinin "katli vaciptir."
fetvasini veren seyhülislamlar Safi kökenli Seyhülislamlardir.
Bizim Alevi büyüklerimizin; "Safiiler bizim kanimizi
içseler doymazlar" tümcesini bir atasözü gibi her
bölgede yüzyillardir dededen, babaya-babadan toruna
söylenmesi bosuna söylenmis bir söz degildir. Bugün
MHP'ye düsman olunmasinin sebebi Alevilere 1980 öncesi
yapilanlardan kaynaklaniyorsa, o zaman tarihte Alevilerin
toplumsal kirimina sebep olan Kürtleri Alevilerin düsmani
mi ilan etmeyi düsünüyorlar? Ben bunu da dogru bulmam.
Atalarimiz ne demis: Keskin sirke küpüne zarar verir.
Son yillarda Tunceli'de 30 Temmuz tarihinde Munzur Festivali
düzenlenir. Böylece binlerce kisi Tunceli'yi ziyaret
eder esnaftan, alis-veris yapar etkinlikler yapilir.
Bundan 3 yil önceki festivali Vali ile CHP li Belediye
Baskanligi düzenliyordu. Festival masraflari için varsil
Tunceliler gereken bagisi vermeyince bu kez o sirada
Basbakan yardimcisi, Devlet Bakani ve fonlardan sorumlu
bakan olarak Devlet Bahçeli'ye Valilik ve Belediye Baskanligi
yardim için basvuruyor. Devlet Bahçeli'de bir miktar
festival masrafi için yardim veriyor.
Festival sirasinda Devlet Bahçeli'ye tesekkür için küçük
bir bez afis Tunceli'de bir meydana asilinca, bazi guruplar
bunu bahane ederek olay çikardilar. Yüzlerce HADEP'li
Diyarbakir'dan araba konvoyu ile gelip bu nedenle MHP'yi
protesto ettiler. Hatta az kalsin Il Asayis Komutani
Korgeneral Dursun Bak'in arabasi Munzur Deresi'ne atilacakti.
Ayni Devlet Bahçeli bu olaydan alti ay önce Diyarbakir'i
Basbakan Yardimcisi olarak ziyaret etti. HADEP'li Belediye
Baskani Diyarbakir'da Devlet Bahçeli'yi karsilamak için
üst üste serilmis 3 katli kirmizi haliyi yollara dösedi.
Üç gün boyunca Devlet Bahçeli'ye ziyafetler çekildi.
HADEP'li Belediye Baskani; Türkiye'yi ve Türkleri ne
kadar çok sevdigini bu firsattan bizzat Devlet Bahçeli'ye
arz ettiler.
Peki HADEP'lilerin Diyarbakir'da MHP'ye tavrina ne demeli
ayni HADEP'lilerin Tuncelileri provake ederek Tunceli'de
MHP'ye karsi yaptiklarina ne demeli? Bugün Erciyeste-Tekir
Yaylasi'nda Aleviler'e açilim yaptigi için MHP'ye öfkelenen
Aleviler acaba sözünü ettigim Diyarbakir veTunceli Munzur
Festivali'nde MHP'ye Kürt kardeslerin tavrina ne diyorlar?
Acaba geçmiste oldugu gibi günümüzde de bazi Alevi kardeslerimiz
farkina varmadan baskasinin trenine biniyor olmasinlar!
Biz bugüne kadar MHP'liler Türkçü ise esasen Alevilige
sahip çikmalilar. Tarihte ve günümüzde Türk kültürünü
yasatan Aleviler olmustur diyorduk. MHP'liler hem Türkçü
olup hem de hatali olarak Alevi karsiti olmalarini elestiriyorduk.
Simdi ise MHP'liler söyle yada böyle 1980'den günümüze
26 yil geçmis. Düsünmüsler, tasinmislar Alevilere zeytin
dali uzatmislar. Alevilere; 500.000 kisilik dev bir
kitle önünde ciddi bir açilim yapiyorlar. Bu tarihsel
olarak ta, sosyolojik olarak ta, siyasal olarak ta ciddi
bir olaydir. Tarihsel önemi olan bir olaydir. Olay bazilarinin
ifade ettigi gibi; MHP Alevilere gülücük dagitarak seçimler
yaklastigi için oy isteyecekler mantigi ile izah edilemeyecek
kadar ciddi bir olaydir.
MHP'liler Alevilere kötü davranmis elestiriliyor. Onlarda
simdi iyi davranmaya karar vermisler. Bu kez niye iyi
davraniyorlar diye elestiriliyor. Peki MHP'liler ne
yapsin. Bu hirsiz fikrasina döndü. Çocuk, Nasreddin
Hoca'ya diyor ki; baba hirsizi yakaladim. Ne yapayim.
O da getir diyor. Ama baba gelmiyor diyor. O zaman birak
diyor. Baba birakiyorum. Gitmiyor diyor.
MHP'yi dogru degerlendirmek için eski disketleri bir
yana koymaliyiz. Soguk Savas bitti. Iki Süper Devlet
yok. Yesil Kusak Projesi Büyük Ortadogu Projesi ile
örtüstü. Bu cografyada sag-sol çatismasi ile tarihten
gelen mezhep çatismasini egemen güçler her zaman sicak
savasa dönüstürebilirler. Alevilerin düsmana ihtiyaci
yok. Alevilerin %95'i Türkmen. MHP'de Türkçü bir siyasi
parti oldugunu savunuyor. O zaman neden düsman olalim.
Türklerin ulusal menfaatleri her türlü çikarin üstünde
ise hiçbir sahsi çikar ulusal çikarlarimizdan daha önemli
degilse o zaman Kuvayi-Milliye çatisi altinda Kurtulus
Savasi'nda oldugu gibi simdi de ulusal kurtulus savasimizin
ölümsüz önderinin komutasinda Alevi-Sünni neden birlikte
olunmasin. Tekir Yaylasi Kurultayinda Aleviler ile ilgili
olarak MHP Genel Baskan Yardimcisi Faruk Bal: "Geçmisi
bir yana birakmak lazim." diyorsa, hayir birakmayalim.
Kavga mi edelim diyelim. Erciyes-Tekir Yaylasi'ndaki
Zafer Kurultayindaki MHP'nin açilimi tarihsel öneme
sahip bir olaydir. Alevi-Sünni tüm Türkmenler bu çagriyi
degerlendirmelidirler. Farkli düsünsel tercihlerimiz
olsa da farkli inançsal tercihlerimiz olsa da Türk ulusunun
fertlerinin birbirine düsman olacak, kavga edecek lüksü
yoktur. Bunun tarih önünde büyük vebali vardir.